Yapay zekâ, Çin ile ABD arasındaki emperyalist rekabetin merkezinde, teknoloji, veri, enerji ve askeri üstünlük mücadelesinin başlıca aracına dönüşüyor.
Kadın yoksulluğu, düşük gelirle sınırlı kalmıyor; bakım yükü, güvencesiz iş, borç, zaman yoksulluğu ve gündelik hayattan vazgeçişle katmerlenen çok katmanlı bir sömürüye dönüşüyor.
Yapay zekâ, ekolojik sorunlara çözüm diye sunulurken veri merkezlerinden madenciliğe uzanan devasa enerji ve kaynak tüketimiyle doğa yıkımını büyütüyor.
Başında Erdoğan’ın bulunduğu Saray Rejimi’nin, egemenliğini açık bir diktatörlükle sürdürmek istemesi ve buna karşı yükselen halk muhalefeti ülkede politik mücadelenin ana gündem maddesini oluşturuyor.
Heisenberg’in belirsizlik ilkesi üzerinden “fiziksel idealizm” materyalizmi gömmeye çalışıyor; ama tartışma ölçüm sınırlarıyla varlık sorusunu birbirine karıştırıyor. Kuantum fiziği tartışmalarındaki idealist sıçramalara karşı materyalist bir itiraz hattı kuruyor.