Heisenberg’in belirsizlik ilkesi üzerinden “fiziksel idealizm” materyalizmi gömmeye çalışıyor; ama tartışma ölçüm sınırlarıyla varlık sorusunu birbirine karıştırıyor. Kuantum fiziği tartışmalarındaki idealist sıçramalara karşı materyalist bir itiraz hattı kuruyor.
Karl Popper sıklıkla son yüzyılın en önemli filozoflarından biri olarak anılır. Bilim felsefesinin en popüler figürlerinden olan Popper, bu alandaki çalışmalarının önemi bir yana, aynı zamanda toplumbilimlerine dair tezleriyle de ünlüdür. Ancak Popper’ın kuşkusuz oldukça etkili olan “eleştirel rasyonalizm” felsefesinin taşıdığı
Hans Heinz Holz[1] Almancadan Çeviren: Ahmet Cengiz I. İki de bir karışıklığa yol açmak konusunda Nietzsche gibisi yok. Nitekim bugün Marksistler arasında Nietzsche’den yana mı yoksa ona karşı mı tutum alınması gerektiği şeklinde bir tartışma sürdürülüyorsa, bu, bir karışıklıktan başka bir
Aydın Çubukçu FAŞİZMİN FELSEFEYE İHTİYAÇ DUYMASI Gündelik hayat içinde karşılaştığımız herhangi bireysel bir tutumun, laf olsun diye söylenmiş bir cümlenin, alışkanlıkların, geleneklerin, atasözlerinin içinde “faşizm belirtisi” olarak damgalayabileceğimiz pek çok özellik görebiliriz. Bunları eyleyenlerin faşizmle siyasal, ideolojik herhangi bir ilişkisi olmayabilir. Faşizm
Kaan Kangal Son 50 sene içinde üretilmiş Engels hakkındaki literatüre bakılarak Engels ile ilgili tartışmaların gündeminin bir takım küçük burjuva teorisyenlerin eksantrik ve hatta bazen ucube iddialarıyla belirlenmiş olduğunu söylemek mümkün. Fransız varoluşçu Jean-Paul Sartre, Macar felsefeci Georg Lukacs veya Frankfurt Okulu
Marksist filozof Hans Heinz Holz, 2011’de hayatını kaybettiğinde başta Marksist felsefe, diyalektik ve sanat teorileri olmak üzere 30’dan fazla teorik eser ve 500’den fazla yayın bırakmıştı. Türkçe’ye çevrilen çok sayıda eseri olduğu söylenemez. Yaşamının sonuna kadar Almanya Komünist Partisi (DKP) üyesi olarak
İlk basımının üzerinden neredeyse 30 yıl geçtikten sonra, Mantık ve Diyalektik adlı kitabım, nihayet kapsamlı bir eleştirinin konusu oldu. Çok önceleri Mustafa Bayram Mısır, çalışmaya Hegelci bakış açısının egemen olduğuna dair kısa bir eleştiri yöneltmişti. Bu bakımdan, Birikim’in Mayıs 2018 tarihli sayısında
Diyalektiğin sadece toplumsal bir kategori mi olduğu yoksa doğayı da mı kapsadığı sorusu Marksist literatüründe neredeyse bir asır boyunca tartışılmış klasik bir polemik konusudur. Bir dizi düşünüre göre Marksizmin doğa ve doğa bilimler görüşü sadece Engels tarafından formüle edilmiştir. Bu görüşe göre
Friedrich Engels’in Anti-Dühring’i, kitabın sunuşunu yapan E. Botigelli tarafından Marksizmin özünün ilk sistematik açıklaması olarak ifade edilmiştir. Anti-Dühring’in Marksist külliyat içerisinde ve Engels’in çalışmalarında tuttuğu özel yerin bir nedeni de elbette budur. Marksist felsefenin temel ilkeleri bu kitapta son derece açık, anlaşılır
Bertell Ollman’ın Diyalektiğin Dansı[1] isimli kitabı, diyalektiğin ne olup olmadığından ziyade Marx’ın çalışmalarında diyalektiği nasıl kullandığının bir analizi. Ancak bu kitap bir analiz ve analiz sonucunda bulunanların okuyucuya aktarılarak okuyucunun da bu metodu öğrenmesi gayesinin yanında, Marksizm eleştirilerinin veya Marksizmi aşma iddiasında