Mahir Çayan’ın Kesintisiz Devrim çizgisi, devrimci etkisine rağmen savaş, bilinç, örgüt ve silahlı propaganda anlayışında Marksizm-Leninizm’den ciddi kopuşlar taşıyor.
Önce burjuvazi Türkiye’de kapitalizmin gelişmesi üzerine yazılmış pek çok araştırmada, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinin bir “burjuvazi yaratma” süreci olduğu ileri sürülmüştür. Bu görüşü tamamlayan tez ise ülkenin iç dinamizminin yarattığı bir burjuva sınıfının olmaması, oysa özellikle “Batılılaşma” adı verilen “Kemalist Devrimler” yolunun
Aydın Çubukçu* Kentlerin kurucu unsurları Kentlerin tarihi, toplumsal artı-ürünün büyük boyutlara ulaşması ve bunun etkisiyle yeni toplumsal örgütlenmelerin doğuşu ile başlar. Önceki üretim biçimleri bir yana, kapitalizmde kentler, hem artı-ürünün merkezileşmesinin alanı, hem de dağılımının ve yeniden üretiminin diğer sonuçlarının denetlenip
Özellikle 1990’lı yıllardan başlayarak, toplumsal hareketlerin ve siyasal muhalefetin karakterini “sosyal kimlik” kavramıyla değerlendirmek yaygınlaştı. Bu dönem, SSCB’nin dağılmasına, “küreselleşeme” sürecinin başlatılmasına eşlik etmek üzere, entelektüel çevrelerde postmodern felsefenin de etkili olmaya başladığı bir dönemdi. Kuşkusuz, postmodernizm, neo-liberal politikaların doğuşundan çok
Mafya devlet ilişkisinin iki ayrı biçimi vardır. Biri, doğrudan doğruya siyasi mevki sahibi kişilerin rüşvet, şantaj, tehdit ya da çıkar sağlama karşılığı “suç örgütü”nün hizmetkârı haline getirilmesidir. Diğeri ise, doğrudan devlet kurumları vasıtasıyla kapitalizmin çıkarları doğrultusunda kurulmuş zorunlu sistematik ilişkidir. Birinci
“İyi bir krizin boşa gitmesine asla izin vermeyin!”[1] Salgının dünya çapında yarattığı çok yönlü yıkım, halk yığınları arasında bunun sorumlusunun kim ya da ne olduğu sorusunun yaygın biçimde tartışılmasına yol açtı. Geçmiş yüzyıllarda salgınların tanrıların bir cezası olduğunu ya da cadıların,
Aydın Çubukçu FAŞİZMİN FELSEFEYE İHTİYAÇ DUYMASI Gündelik hayat içinde karşılaştığımız herhangi bireysel bir tutumun, laf olsun diye söylenmiş bir cümlenin, alışkanlıkların, geleneklerin, atasözlerinin içinde “faşizm belirtisi” olarak damgalayabileceğimiz pek çok özellik görebiliriz. Bunları eyleyenlerin faşizmle siyasal, ideolojik herhangi bir ilişkisi olmayabilir. Faşizm
Aydın Çubukçu* Mustafa Suphi’nin, Doğu Halkları Kurultayı (DHK) dolayısıyla anılması, yalnızca Türkiye komünist hareketinin gelişim evrelerini ve onun Türkiye komünist hareketi içindeki önemini anlamak bakımından değil, dönemin dünya çapında çatışan politikalarını gözden geçirmek için de pek çok fırsat sunmaktadır. Mustafa Suphi’yi Doğu
Aydın Çubukçu Bu yazı yayımlandığında “mahalli seçimler” sonuçlanmış, kendi amaç ve kapsamını aşan sonuçlar doğurarak, genel politik çerçeve içinde anlam ve işlev kazanan yeni bir süreci başlatmış olacak. Gündeme geldiği andan itibaren, “beka sorunu” halinde kamuoyuna sunulan iktidar aleyhine sonuçların gerçekten memleketin
CHP,1950 yılından bu yana, koalisyon hükümetleri içinde yer aldığı birkaç dönem hariç, hep “Ana Muhalefet Partisi” olarak kalmıştır. Parlamentoda bazı dönemler birinci parti olmasına karşın, tek başına iktidar olamamış, bu yüzden “müzmin muhalefet partisi” unvanıylasiyasi literatüre geçmiştir. Alışılagelmiş kullanılışıyla muhalefet kelimesionun sayesinde