Yapay zekânın geleceğinin sınıfsal karakteri

25 Haziran 2026
35 dak okuma süresi
Galina Nelyubova Kaynak Unsplash.com

Giriş

Bir yapay zekâ "devrimi" yaşanıyor. Yapay zekâ tüm cihazlara entegre ediliyor, her uygulama yapay zekâ destekli çalışıyor. Şirketler, yapay zekâyı iş süreçlerine dahil etmekte yarışıyor, "geleceği" yakalıyor. Öyle ifade ediliyor ki, bu devrim gelecek ile geçmişin mücadelesi. Geleceğe ayak uydurabilenlerin hayatta kalacağı, diğerlerinin silinip gideceği bir altüst oluş. Geleceği yakalayamayanlar işlerini kaybedecek, topluma ayak uyduramayacak, teknolojiyi yakalayamayacaklar. Yeni dünyaya, geleceğin toplumuna dahil olamayacaklar. Bunları artık sadece "gelecekten haber veren" Silikon Vadisi'nden dinlemiyoruz; ana akım medyada, sosyal medyada, dost muhabbetlerinde, iş toplantılarında, her yerde duyuyoruz. Yapay zekânın geleceği artık bugün, burada.

Bu öyle bir gelecek ki, beklemeye gelmiyor. Bu geleceği öngörmek ve daha da önemlisi "yakalamak" gerekiyor. Sanki yapay zekânın geleceği çoktan gerçekleşti de geçmişteki bizlerin ona yetişmesini bekliyor. Geleceği yakalamak da ekseriyetle bir tahmin meselesi ya da teknik bir meseleymiş gibi ele alınıyor. Şimdinin, çoktan gerçekleşmiş bir geleceğe kendisini uydurması gerekiyor. Peki, bu geleceği kuranlar, bu gelecekten haber verenler kimler?

Yapay zekâ çevresindeki gelecek tasavvurlarının, bu tasavvurları kuranların toplumsal ilişkilerinin ve yapay zekânın geleceğinin sınıfsallığı tarihsel materyalist ilkeler göz önünde bulundurularak incelenmiyor. Bu yazıda, yapay zekâ çevresindeki egemen gelecek tasavvurlarını bu ilkeler etrafında ele almayı deniyor; yapay zekânın geleceğinin teknik bir öngörü meselesinden ibaret olmadığını, egemen ilişkiler ile egemen sınıfın çıkarlarının fikrî ifadesi olduğunu ve bu çıkar ilişkileri etrafında üretilen ideolojik ideler olduğunu öne sürüyoruz.

Yapay Zekâ: Toplumsal Bir Oluş ve İdeolojik Vizyonlar

Yapay zekâ teknolojisi de her toplumsal süreç gibi diyalektik bir oluş sürecini ifade eder. Yapay zekâ, sadece belirli bir biçimdeki algoritmik medya aracı değil, teknik ve toplumsal bir oluş sürecidir.[1] Dolayısıyla, örneğin yazılım mühendisi, yatırımcı, gazeteci, düşünür, kullanıcı gibi çeşitli rollerde onunla muhatap olan herkesin dahil olduğu toplumsal ilişkiler bütünü de yapay zekâya içkindir. Bu yönüyle, yapay zekâ bu toplumsal ilişkilerle karşılıklı bir devinim içindedir. Daima değişmekte olan toplumsal ilişkilerin bir bileşenidir.[2] Öyleyse yapay zekânın geleceği, hazır bir medya ürününün nelere yol açabileceğine dair bir öngörü konusu olmadığı gibi gelecek vizyonlarından tek taraflı etkilenen bir teknik sorun da değildir. Zira, yapay zekâ sürekli değişip dönüşerek hem kendi çevresindeki gelecek tasavvurlarını dönüştüren hem de bu gelecek tasavvurlarıyla beraber şekillenen sosyoteknik bir süreçtir.[3]

Toplumsal olarak egemen gelecek tasavvurları, egemen düşüncelerin bileşeni olarak, egemen toplumsal maddi ilişkilerin fikrî ifadesidir. Marx ve Engels'in Alman İdeolojisi'nde belirttiği üzere egemen sınıfın düşüncelerinin her çağda hâkim düşünceler olması gibi, egemen gelecek tasavvurları da toplumsal olarak egemen olan sınıfın gelecek tasavvurlarıdır.[4] Egemen gelecek tasavvurları, her ne kadar onları üreten ve yayan egemen aktörlerden bağımsız olmasa da yalnızca egemenlerin düşünceleri değildir. Egemenlerin fikirlerinin hâkim düşünceler olması, bu düşüncelerin yalnızca egemenler tarafından üretilmesinden kaynaklanmaz. " Egemen düşünceler, egemen maddi ilişkilerin fikrî ifadesinden, düşünceler hâlinde kavranan egemen maddi ilişkilerden, yani bir sınıfı egemen sınıf yapan ilişkilerden başka bir şey değildir; yani, bunlar o sınıfın egemenliğinin düşünceleridir"[5]. Bu düşünceler, "yaşayan gerçek bireyler"den[6] bağımsız olmasa da bu bilinç de yine bu yaşayan gerçek bireyler tarafından sürekli üretilen toplumsal ilişkiler tarafından belirlenir. Öyleyse, hâkim gelecek tasavvurları, yalnızca, egemenlerin gelecek tasavvurlarının ezilenlere ikna ettirildiği manipülatif bir süreci ifade etmez. Bunun ötesinde, egemen sınıfın "kendi çıkarlarını toplumun tüm üyelerinin ortak çıkarları gibi göstermesinden" ötürü egemenlerin çıkarlarını temsil eden fikirler ve bunların belirli bir biçimi olan gelecek tasavvurları da kitleler arasında "yegâne rasyonel düşünceler olarak" yayılır.[7] Örneğin, ücretli bir yazılım işçisi de teknoloji topluluklarına üye herhangi bir öğrenci de teknoloji patronlarının çıkarlarını temsil eden yapay zekâ vizyonları üretip paylaşabilir.

Burjuvaziyi egemen kılan toplumdaki bu maddi koşullar, bu tasavvurların içeriğini de teknolojilerin gelişim süreçlerini de son kertede belirleyen etkendir[8]. Bu nedenle, belirli teknolojiler çevresindeki gelecek tasavvurları ile bu teknolojilerin gelişim seyri paralellik gösterir. Elbette gelecek tasavvurları, kitleler tarafından kavrandığında maddi bir güce dönüşebilir[9]. Zira bu tasavvurlara sahip bireylerin istençleri de maddi toplumsal süreçlerin bileşkesi karşısında sıfıra eşit değildir, "tersine bileşkeye her biri katkıda bulunur ve bileşkede o oranda içerilir."[10] Yani geleceğin varlığı, sadece mütehayyil boyutta ya da söylem boyutunda değildir[11], onun pratik anlamda sürekli üretimi, zaten belirli gelecek tasavvurlarının karşılıklı bağıntı içinde olduğu toplumsal pratiğin üretimi ve yeniden üretimidir[12]. Maddi öncüllerden doğan bu gelecek tasavvurları, kitlelerin ortak tasavvuru biçiminde kendisini doğuran unsurları etkileyebilir ve toplumsal ilişkileri belirleyen pratikte karşılık bulur[13]. Buna karşın, belirli bir "an", yalnızca geçmişindeki belirli "gelecek tasavvurlarından" ötürü o belirli bir "an"a dönüşmez[14]. Gelecek tasavvurları, maddi gücün devşirildiği veya maddi gücün gerçekleştirileceği yegâne ideler değil, maddi gücün gerçekleştiği maddi toplumsal ilişkilerin fikrî ifadesidir.

Geleceğin Sınıfsallığı

Gelecek, sınıf mücadelesinin yansıdığı siyasi bir alandır. Mistik yapısı, belirsizliği, henüz gerçekleşmemiş olması ve farklı şekillerde yönlendirilebilecek olmasından ötürü özellikle politik anlamda istismara açıktır.[15] Elbette geçmiş ve bugün de aynı şekilde siyasi saiklerle farklı anlamlar atfedilerek manipüle edilebilir. Ne var ki, geleceğin henüz gerçekleşmemiş olması ve ona dair tasavvurların kitlelerce kavranarak muhtemel gelecekler üzerinde değişen düzeylerde belirleyici olması, geleceğe özgüdür. Her ne kadar lineer akışta ileriki zamanı ifade ediyor olsa da gelecek tasavvurları bugünün konusudur ve güncel bir siyasi meseledir. Bu nedenle bugünün toplumsal çatışmalarını yansıtır ve dolayısıyla kapitalist bir toplumda sınıfsal nitelik taşır.

Egemen sınıflar, geleceği meşruiyet devşirme aracı olarak kullanır. Carey ve Quirk'e göre özellikle son yarım asırda giderek toplumsal önem kazanan gelecek kavramı, burjuvazi için siyasi ve kültürel bir silahtır.[16] Her ne kadar gelecek, birçok meşhur örnekte herkes için ortak ütopyalar veya distopyalar ile anılsa da toplumsal çekişmelerden ve siyasi çatışmalardan muaf değildir.[17] Şirketler, yatırımcıların ilgisini "şimdi" toplamak için geleceğin dünyasını inşa ettiklerini öne sürerler. Burjuva iktidarları, halk karşıtı yasal düzenlemeler ve politikaların "şimdi" hayata geçmesi için "yakalayacakları" geleceği işaret eder. Çeşitli topluluklar, "şimdi"nin eylem pratiğini gelecek vizyonundan hareketle örgütler. Bu aktörlerin temsil ettikleri çıkarlar gibi gelecek tasavvurları da birbirleriyle çelişki içindedir. Bu yönüyle gelecek, görünüşte, bugünün çatışmalarını gizlemenin ve meşruiyet devşirmenin aracı olarak işlev görürken, aynı zamanda sınıflara bölünmüş bir toplumun çelişkilerini taşır ve bir mücadele alanı olarak belirir.

Bugünlerde de yapay zekânın geleceği, ısrarla "doğru" öngörülmesi gereken, şimdiden "doğru" konumlanılması gereken teknokratik bir mesele veya şimdiden herkesin "doğru" yönde hazırlanması gereken kaçınılmaz bir durak gibi ele alınır. Bu haliyle gelecek, farklı boyutlarda burjuvazinin çıkarlarına hizmet eder. Burjuva ideologlar, tüm toplumsal çelişkilere karşın herkesin çıkarı ortakmış gibi yansıtan ütopyalar yaratmakta ehildirler. Bu gelecek tasavvurları, bir yandan bugünün çelişkilerini gizlemek için burjuvaziye bir fırsat sunarken diğer yandan da bugünün sorunlarını "doğallaştırır" ve sorunun toplumsal temelini ortadan kaldırmadan çözüm bulabileceğini ima eder. Böylece reformizm propagandası yaparken toplumsal sorunların çözümlerini de geleceğe erteler.[18] Oysa gelecek, okuryazarlık yoluyla öngörülecek veya "doğru" konum alınacak kaçınılmaz bir durak değildir. Gelecek de bugünün toplumsal koşullarıyla belirlenir; sınıfsal ilişkilerden muaf değildir ve toplumsal pratikle üretilir.

Yapay Zekânın Geleceğinin Özneleri

Yapay zekânın geleceğinin sınıfsal karakterini üç başat aktör üzerinden ele alacağız: (1) Yapay zekâ ve teknoloji şirketleri, (2) devlet aygıtı ve uluslararası kurumlar, (3) teknoloji toplulukları ve teknoloji hareketleri.

Şirketler

Yapay zekâ ile ilgili gelecek tasavvurlarının önde gelen üreticileri, bu teknolojiyi de üreten, pazarlayan ve dağıtan teknoloji şirketleridir.[19] Aslında, kapitalist işletmeler olan şirketlerin gelecek tasavvurlarının burjuva kimliği aşikârdır. Yine de şirketlerin oynadığı rolü ele almak, gelecek tasavvurlarının burjuva kimliğine değinirken daha kapsamlı ilişkilerde tuttuğu rol bakımından önemlidir. Çünkü yapay zekânın geleceği, sıklıkla teknik ve muğlak iddialar üzerinden ele alınırken, bu teknolojiye dair muğlak iddialarda, yine bu teknolojileri kâr kaynağı olarak kullanan öznelerin oynadığı rol yer yer arka planda kalır.

CEO'lar ürünlerinin reklamını yapmak ve şirketlerini yatırımcılara çekici hale getirmek için gerçekliği ile kapsamı tartışmalı açıklamalar yapmaktan kaçınmazlar. Bu açıklamalar da çeşitli medya mecralarında yayılarak "yakalanması ve ayak uydurulması gereken" bir geleceğe dönüşüverir. Oysa şirketlerin gelecek tasavvurları isabetli olmak zorunda değildir ancak her şeyden önce kârlı olmak zorundadır[20]; geriye kalan tüm laf salatası ya bu esası örtmek ya da desteklemek üzere kurulan bir mizansendir. Silikon Vadisi patronlarının ve vizyonerlerinin gelecek tasavvurlarının ihtişamı öylesine güçlüdür ki, onların çoktan bu gelecekte yaşadığı zannı peyda olur. Bu abartılı gelecek tasavvurlarına yöneltilen eleştiriler de kâr odaklı teknolojilerin tamahkâr gelişimine karşı denetim talepleri de "geçmişten" gelen silik seslerdir" ve dünyanın, Silikon Vadisi'nin çoktan eriştiği geleceği yakalamasının önündeki sinir bozucu pürüzlerdir.[21]

Devlet Aygıtı ve Uluslararası Kurumlar

Burjuvazinin temsilcisi iktidarlar ve uluslararası kurumlar hem teknoloji tekellerine yasal ve ekonomik tavizler vererek hem de gelecek tasavvurlarına dayalı politikalar ile burjuva milliyetçiliğini yeniden üreterek yapay zekânın geleceğinin burjuva karakterini şekillendirir. Birbirine bağlı bu iki boyut, sıklıkla birbirleri için gerekçe görevi görür. Siyasi kurumların teknoloji tekellerini kayırmalarına işlevsel bir örnek olarak, ABD hükümeti ile OpenAI ve Anthropic arasındaki ilişkileri inceleyeceğiz. Yapay zekânın geleceğine dair şoven gelecek tasavvurları ile burjuva milliyetçiliğinin yeniden üretimi için de ABD hükümeti, Çin hükümeti ve AB'nin yapay zekânın geleceğine dair söylemlerini ele alacağız.

Burjuva demokrasisinin ve burjuva parlamentarizminin halk kitlelerinin çıkarlarını yok sayan, sermayenin lobicilik faaliyetlerine uygun yapısı; milyarlarca dolar sermayenin döndüğü yapay zekâ şirketlerine -en azından bazılarına- teşvikler, ihaleler, siyasi yakınlıklar ve yasal düzenlemeler yoluyla yardımcı olur. Henüz geçtiğimiz haftalarda ABD ile İsrail'in İran'a yönelik emperyalist saldırılarının gölgesinde gerçekleşen, ABD hükümetinin Anthropic ile yaşadığı çatışma ve OpenAI ile gerçekleştirdiği anlaşma; burjuva iktidarların, yapay zekâ teknolojisini geliştiren kliklerin hangi prensipleri taşıyacağına veya en azından hangi prensipleri taşıyanların yapay zekâ teknolojisinin geleceğinde daha güçlü söz sahibi olacağına etki etmesi yönünden önemlidir.

ABD hükümeti, yapay zekâ üzerine çalışan teknoloji tekellerine vergi avantajları ve yasal esneklikler sağlayarak bu şirketlerin önünü zaten açıyor. Buna ek olarak, bu şirketlerin ulusal güvenlik meselesi olduğunu iddia ederek ordu ve istihbarat birimleri ile iş birliğini teşvik ediyor, ihaleler yoluyla devletin finansal kaynaklarını da aktarıyor. Bunlara rağmen, 26 Şubat'ta, o güne kadar Pentagon ve ABD istihbaratı ile yakın operasyonel faaliyet gerçekleştirerek bu ilişkilerden büyük finansal getiriler elde eden Anthropic, otonom silahların kullanımında nihai kararın insanda olup olmayacağı konusunda Pentagon ile anlaşmazlık yaşadı.[22] Buna karşılık ABD hükümeti de Anthropic'in devlet kurumlarında kullanımını yasaklayacak tasarılar öne sürüp OpenAI ile anlaştı.[23] OpenAI, gizlilik sözleşmeleri, yapay zekânın etik kullanımı gibi noktalarda eleştirilerin hedefi haline gelse de bu tepkiler anlamlı bir değişime yol açmadı. OpenAI ise devasa bir devlet anlaşmasıyla pastadan Anthropic'in payını da aldı. Pentagon ile yapılan sözleşmeler hem bütçe hem süreklilik bakımından OpenAI için ciddi bir mali getiri sağlarken piyasa rekabetinde de en büyük rakibi Anthropic karşısında önemli bir ekonomik avantaj sağladı. Bununla beraber, OpenAI'ın NVIDIA, Microsoft, Apple, Oracle gibi sermaye ortakları da dolaylı olarak bu anlaşmadan faydalanmış oldu. Anthropic de pazarda önemli bir kayıp yaşadı. Yapay zekânın geleceğin ulusal güvenlik meselesi olduğu ve uluslararası rekabette geri kalınmaması gerektiği tasavvuru da bu sermaye grupları arasında yaşananların dayanağı olarak göründü.

Görüleceği üzere burjuva hükümetleri yapay zekânın geleceğini burjuva milliyetçiliğinin bir malzemesi haline getirip bunu şoven bir rekabete dönüştürür. Örneğin, ABD Başkanı Donald Trump, Çin ile bir yapay zekâ rekabetinde olduklarını belirtirken[24] NATO Genel Sekreteri Mark Rutte "geri kalmamak" için yapay zekâ altyapısını geliştirmeleri gerektiğini öne sürüyor.[25] Çin hükümeti 5 yıllık ekonomi planında yapay zekâ ile dönüm noktaları ararken[26] AB de yapay zekâ düzenlemeleri ile "egemenliğini" korumayı hedefliyor.[27] Hükümetler ile uluslararası kurumların yapay zekâya ilişkin öne sürdüğü bu hedefler hem bu teknolojiye atfedilen nitelikleri hem geleceğin şimdiden yapay zekâ çevresinde kurulduğunu gösteriyor. Teknoloji tekellerinin kendi ürünleri çevresinde yarattığı gelecek tasavvuru, çoktan devletlerin resmî politikalarına ve söylemlerine yansırken kamu kaynakları da teknoloji şirketlerinin kasasına akıyor. Hemen yukarıda bahsettiğimiz OpenAI'ın CEO'su Sam Altman'ın Çin'in yapay zekâ alanındaki gelişmelerinin küçümsenmemesi gerektiğini ve bu yarışta ABD'nin geri kalmaması için çalıştıklarına dair açıklamaları da yapay zekânın geleceğine dair burjuva söylemlerin üretiminde çeşitli aktörlerin birbirlerini nasıl beslediğini gösteriyor.[28] Sermayedarlar, kendi çıkarlarını tüm ulusun çıkarlarıymış gibi göstererek milliyetçi "hassasiyetleri" doğrudan ve dolaylı kâr kaynağı olarak kullanırken devletler de bu söylemleri tekrarlayıp meşruiyet devşirmeye çalışıyor. Benzer bir "hassasiyeti", Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar da geçen sene "ahlaklı yapay zekâ" vizyonuyla ileri sürmüş, Türkçe merkezli bir dil modeli geliştirmeleri gerektiğinin altını çizmişti.[29] Farklı ikitidarların farklı düşmanlar ve farklı değerlerle öne sürdüğü iddiaların bileşimi şuna çıkar: Önemli olan yapay zekânın geleceğin teknolojisi olup olmayacağı değildir, önemli olan bu geleceği önce kimin yakalayacağı, hangi "yerli ve milli" değerlerle yakalayacağı, hangi düşmana karşı önde bayrak taşıyacağıdır. Şirketlerin öne sürdüğü yarış, çoktan ulusal politikalara dönüşmüş, bayat burjuva milliyetçiliğinin bahanesi olmuştur. Maksat, geleceğin yapay zekâ teknolojisini "ilk önce" veya "daha önce yakalamak", böylece "diğerlerinden" daha avantajlı konuma sahip olmak, ki yapay zekâ "yanlış ellere" geçip insanlık için tehdit oluşturmasın(mış!).

Karl Marx serbest ticaret sorununu tartışırken milliyetçiliği şöyle ele alıyordu: " Burjuvazi şöyle der: … biz Alman burjuvaları siz Alman proleterlerin bizler tarafından sömürüldükleri biçimde İngiliz burjuvası tarafından sömürülmek istemiyoruz ve bir başkasını sömürüyoruz."[30] "Her şeyi dönüştüren", "insanlık tarihinde çığır açan", "devrimci" yapay zekânın gelecek tasavvurlarının, Marx'ın henüz 19. asırda tarif ettiği milliyetçiliğin kof bir taklidi olarak şekilleniyor olması talihsiz bir rastlantı değil, burjuva karakterinin yansımasıdır. Çünkü yine Marx'ın aynı eserinde açıkladığı gibi " tek tek burjuvalar diğer burjuvalara karşı ne kadar savaşırsa savaşsın, bir sınıf olarak burjuvazinin çıkarı ortaktır, ülke içinde proletaryaya karşı yönelmiş olan bu çıkar ortaklığı da ülke dışında başka ülkelerin burjuvalarına yönelmiştir. Burjuvazi bunu milliyetçilik olarak adlandırır."[31]

Teknoloji Toplulukları ve Hareketleri

Yapay zekâ çevresindeki gelecek tasavvurlarının bir diğer önemli kaynağı, ekseriyetle Silikon Vadisi merkezli olan teknoloji toplulukları ve hareketleridir. Özellikle belirli bir teknolojinin geleceği söz konusu olduğunda, gelecek tasavvurları çoğunlukla niş topluluklar tarafından üretilir ve yayılır.[32] Bu topluluklar, kamuoyunda devletler ve şirketlerin gölgesinde kalsa da yeni gelişen teknolojilerin çerçevesinin belirlenmesinde "öncü" kimlikleriyle önemli yer tutar.[33] Bu topluluklar, Silikon Vadisi'nde büyük finansörler tarafından fonlanır, gelecek tasavvurları üretiminde vizyonerliği meslek olarak yapacak kadar "uzmanlaşır", hatta OpenAI gibi örneklerde de olduğu gibi bazen start-up'ların ve büyük şirketlerin öncüllerini oluşturur.[34] Bunun yanı sıra, Silikon Vadisi'ndeki toplumsal ağın önemli parçası olan teknoloji toplulukları, bölgedeki şirket sahiplerinin ve çalışanlarının da üye olduğu, vizyonların tartışıldığı dinamik ilişkileri de ifade eder. Dolayısıyla, bu niş topluluklar hem gelecek tasavvurlarının tartışır hem bu tasavvurların teknik boyutta hayata geçirilmesini öyle ya da böyle etkiler.

Bu topluluklar, her ne kadar şirketler ve hükümetler gibi apaçık bir burjuva kimliğe sahip olmasalar da egemen söylemi yeniden üreterek burjuvazinin sözcülüğünü yapar, bir nevi burjuva ideoloğu işlevi görür. Bu nedenle yapay zekânın geleceğinin sınıfsal kimliğini tahlil ederken bu topluluklara ve yapay zekâ çevresindeki gelecek tasavvurlarının ortaya çıkmasında oynadıkları role bakmak önemlidir. Yazının bu bölümünde, bu toplulukların Silikon Vadisi'ndeki ilişkilerini ve bu toplulukların öncülüğünü yaptığı vizyonların burjuva karakterini ele alacağız.

Bu topluluklar, çoğunlukla Silikon Vadisi'ndeki kapitalist ekosisteme dahil olmaları ve "uzmanlaşma" yoluyla bir vizyonerliği bir nevi meslek haline getirmeleri bakımından burjuva bir karakter taşır. Her ne kadar bu toplulukların tümü start-up benzeri girişimler olmayıp kâr amaçlı şirket olarak sınıflandırılmasalar da ya fiyat karşılığı iş yaparken "kâr amacı gütmeyen kuruluş" statüsündedir ya da milyonlarca dolara varan yıllık giderleri olan etkinlikler düzenleyen, dolayısıyla ancak fonlarla yaşayabilen topluluklardır. Örneğin, Effective Altruism ve Effective Acceleration hareketleri, Silikon Vadisi'ndeki Open Philanthropy gibi vakıflar tarafından fonlanan ya da Marc Andreessen ve Ben Horowitz gibi sermaye yöneticileri tarafından propagandası yapılan etkili düşünce akımlarıdır. Bu akımların ideolojik arka planı, her şeye rağmen yapay zekânın öncelikli gelişimi şeklinde kabaca özetlenebilir. Buna göre yapay zekâ, güç ilişkilerini kökten değiştirecek, insanlığın sorunlarına çözüm olacaktır; dolayısıyla tüm yatırımlar ve toplumsal kaynaklar bu yönde kanalize edilmelidir.[35] Gelecek vizyonu odaklı bu düşünce hareketlerinin öne çıkması; güçlü sermayedarların bağlantıları ile bu hareketlere fon bulması, sermayedar fonlarının bu toplulukları fonlaması, teknolojiyle ilgilenen gençlerin sermayedarlarla ve girişimcilerle yakın ilişkiler içinde olan bu gruplara bağlantı oluşturmak niyetiyle dahil olması, toplumdaki egemen ilişkileri ve düşünceleri yansıtan kimliklerinden ötürü ciddi bir politik ya da kültürel dirençle karşılaşmamaları gibi etkenlerle açıklanabilir. Yani bu hareketler, burjuvazinin ideologluğunu yaptığı sürece bu pahalı alanda hayatta kalabilir.

Bunun yanı sıra, gelecek vizyonerliğini meslek edinmiş ve doğrudan gelecek üzerine çalışan yapılar da mevcuttur. Örneğin, Silicon Valley Futures Institute, Institute for the Future (IFTF), Long Now Foundation gibi topluluklar; gelecek üzerine düşünmeyi, geleceği tahmin etmeyi de facto meslek haline getirmitir. Silicon Valley Futures Institute, gelecek odaklı stratejik düşünme gibi alanlarda kurslar satarken Long Now Foundation, Kaliforniya ideolojisinin fikir önderlerini de bünyesinde barındıran bir vizyonerlik kurumu olarak konuşmalar düzenleyip etkinlikler tertipler. Örneğin, IFTF üyeleri yıllardır Silikon Vadisi'nde inovasyon ve gelecek üzerine çalışmış kimselerdir. Yani yukarıda bahsedilen kapitalist ekosistemle yakından ilişkilerdir. Buna ek olarak, vizyonerlik yapmak için BP, Danone, Microsoft gibi özel şirketlerle çalışırlar. Bununla beraber Rockefeller Vakfı gibi sermayedar vakıflarıyla da iş yaparlar. Bu gelecek raporlarını sundukları, geleceğe dair vizyon hizmeti verdikleri grupların sınıfsal çıkarları da elbette bu raporlara doğrudan yansır.

Örneğin, 2010 senesinde Rockefeller Vakfı ile sefaletin geleceğine dair iş birliği yapan IFTF, 2014 senesinde yayımladığı raporla bir gelecek tasavvuru sunmuştur.[36] Sefalete ve yoksulluğa dair "çözümler arayan" bu gelecek tasavvuru, reformist dahi olamayacak kadar sınırlı girişimlerin sıralandığı, yoksulluğa ve eşitsizliğe çözüm olarak dezavantajlı bölgelerde yerel girişimleri ve dijitalleşmeyi çözüm olarak sunan zayıf bir denemeden ibarettir. Sefaletin çözümü, dezavantajlı bölgelerdeki teknoloji girişimciliklerinde, gençler arasında küresel ağlarda vb. aranmış, dünyanın değişimi de "hikayeler"e bağlanmıştır. Doğrudan sermaye veya sermaye grupları tarafından fonlanan bu enstitülerin, sermayenin çıkarlarını zedelemeden sefaleti çözmeye çalışmaları, onların burjuva kimliklerini açıkça gösterir. Bahsi geçen diğer enstitüler gibi IFTF de bugün hemen hemen tüm çalışmalarını yapay zekânın geleceğine odaklamış vaziyettedir. Yani, çeşitli sektörlerin burjuvazisi tarafından fonlanan burjuva ideologları, teknoloji burjuvazisinin pazarladığı yapay zekâya dair gelecek tasavvurları üretip şirketlere vizyonerlik hizmeti verir ve piyasadaki, kamuoyundaki yapay zekâya dair gelecek beklentilerini, öngörülerini, tasavvurlarını şekillendirmektedir. Bu denklemde, yapay zekâ çevresindeki gelecek tasavvurlarının burjuva sınıfsal karakteri tüm berraklığıyla belirmektedir.

Buna ek olarak, Silikon Vadisi'ndeki bu vizyonerlerin ayrıcalıklı konumları da yapay zekâ çevresindeki gelecek tasavvurlarının sınıfsal karakterinin başka bir boyutunu gösterir. Burada ayrıcalıklı konumdan kasıt, bir nevi iş bölümünün bir parçası hâline gelen, meslekleşmiş gelecek vizyonerliğidir. Toplumsal eşitsizliğin ve sınıfsal çelişkilerin "gelecek"teki yansımaları, bu tasavvurların yalnızca içeriğiyle sınırlı değildir. Egemen sınıfın çıkarlarını yansıtacak gelecek tasavvurlarını kuranlar, egemen sınıf tarafından fonlanarak, ücret ödenerek desteklenirler. Marx ve Engels, bunu Alman İdeolojisi'nde şöyle tarif ederler: " Öyle ki, bu [egemen] sınıfın içindeki bir kesim, o sınıfın düşünürleri (o sınıfın kendisi hakkında yanılsamalar oluşturmasını başlıca geçim kaynağı haline getiren, o sınıfın kavrayış gücüne sahip aktif ideologları) olarak ortaya çıkarken, diğerleri bu düşünceler ve yanılsamalar karşısında daha edilgen ve kabul eden bir tutum takınır. Çünkü gerçekte onlar bu sınıfın aktif üyeleridir ve kendileri hakkında yanılsamalar ve düşünceler üretmek için daha az zamanları vardır."[37] Rockefeller Vakfı gibi sermayedar vakıflarından ve envai tekellerden gelen kaynaklarla bu hizmeti sürdürebilen gelecek teknokratları; gelecek üzerine düşünecek, metotlar geliştirecek vakit ile kaynağı rahatlıkla bulurken sermaye ile bağı olmayan emekçilerin, geleceğe eleştirel yaklaşan gerçek demokratların ve sosyalistlerin gelecek üzerine mesai harcayacak yeterli kaynakları yoktur. Böylece, burjuva hükümetler, kapitalist tekelleri; kapitalist tekeller, burjuva ideologları; burjuva ideologlar, egemenlerin geleceğini destekler ve bu burjuva ilişkileri döngüsü içinde hâkim sınıfın çıkarları "gelecek" kapsamında yeniden üretilir.

Burjuva modern toplum ve yapay zekâ teknolojisi etrafındaki kapitalist ekosistem, bu döngü için gerekli zemini sunar. Yapay zekâ tekelleri, hükümetlerle yakın ilişkiler kurarak birbirlerini besler: Şirketler devlet fonlarından ve kamu kaynaklarından yararlanıp yasal düzenlemelerden "güvenlik" ve uluslararası rekabet gerekçeleri ile muaf tutulurken burjuva iktidarları da bu "yarış" dolayımında gelecek üzerinden meşruiyet devşirir. Teknoloji toplulukları şirketlerin çıkarlarının ideologluğunu yaparken sermaye grupları bu toplulukları fonlar; burjuva ideoloğu vizyonerlerin ürettiği gelecek tasavvurları ana akım medyada abartılı biçimlerde yayılıp dönüşürken devlet politikaları ve kamuoyu bu abartılı tasavvurlara maruz kalır. Örneğin, ABD Başkanı Trump, Palantir Technologies hakkında " Palantir Technologies (PLTR), büyük savaş kabiliyetleri ve ekipmanlara sahip olduğunu kanıtladı, düşmanlarımıza sorun!!![38] diye övgüler düzerken; Palantir, manifestosunda çoktan gördüğü geleceği şöyle tasavvur eder: " Mesele, yapay zekâ silahlarının geliştirilip geliştirilmeyeceği değildir; onları kimin ve ne amaçla geliştireceğidir. Rakiplerimiz, kritik askerî ve ulusal güvenlik uygulamalarına sahip teknolojilerin geliştirilmesinin faydaları üzerine gösterişli tartışmalar yapmak için duraklamayacaktır. Onlar ilerlemeye devam edeceklerdir."[39] Böylece ABD emperyalizminin şoven savaş politikalarının mazereti Palantir'in sunduğu "gelecek"te zaten hazırdır. Bu esnada Palantir'in sahiplerinden Peter Thiel'in ideologluğu ile -ki kendisi doğrudan bir sermayedar olarak kelimenin tam anlamıyla bir "burjuva ideologdur"- teknolojik tekillik gibi gelecek tasavvurları Silikon Vadisi'ne hâkim olur. Peter Thiel de zaten Thiel Foundation ile bu düşünceleri yayan ağlara finansal destek sağlayarak onların faaliyetlerinin önünü açar. Bu bileşim, yapay zekâ teknolojisi çevresindeki söylemleri etkilemekle kalmaz, onların ne yönde gelişeceğini ve dolayısıyla pratikteki teknik geleceğini de şekillendirir. İşte bu burjuva ekosistemi, yapay zekânın geleceğinin öngörülecek veya yakalanacak teknokratik bir mesele olmadığını, aslında onun emperyalizmin aktörleri tarafından üretildiğini ve tam da bu egemen ilişkilerin bir çıktısı olduğunu açıkça gösterir.

Sermaye medyası da burada katalizör rolü oynar.[40] Bu tekellerin CEO'larının demeçleri, bürokratların açıklamaları, devletlerin yasal düzenlemeleri ve politikaları, teknoloji topluluklarının ileri sürdüğü abartılı gelecek tasvirleri medyada geniş yer tutmakla kalmaz, üzerine bir de medya tarafından abartılı tespitlere konu edilir.[41] Elbette bunun önemli bir yanı, medyanın da sermaye ilişkilerinin boyunduruğu altında bir yapı olarak gelişmesidir. Haber kaynakları, dergiler, sosyal medya hesapları iş modellerini "tık" almak, çok okunmak ve reklam gelirlerini artırmak üzere etkileşim üzerine kurduklarından ötürü, gerçekliği ve kapsamı tartışmalı bu demeçler medyada daha da abartılı hallerde dolaşıma girer.[42] Kapitalist ilişkilerle sarılı medyada da elbette kapitalistlerin gelecek tasavvurları yer bulur. Nihayetinde, CEO'ların kâr odaklı demeçlerinin sermaye medyası tarafından kâr odaklı aktarılmış hâli yapay zekânın geleceği olarak kitlelerce tartışılır.

Yapay Zekânın Geleceğinin Burjuva Karakteri

Buraya kadar yapay zekâ çevresindeki egemen gelecek tasavvurlarını; egemen sınıfın kendisinden ayırmamak ve onlara bağımsız bir varlık atfetmemek, onların hangi koşulların ürünü olduklarını ve kimler tarafından üretildiğini göz ardı etmemek, fikirlerin egemenliği yanılgısından sıyrılmak ve egemen tasavvurların egemenlerin tasavvurları olduğunu göstermek için bu tasavvurların aktörlerini ve hangi koşullarda oluştuğunu ele aldık.[43] Tahlilimizin bu bölümünde, Silikon Vadisi'nde yapay zekâ çevresinde egemen olan gelecek tasavvurlarının burjuva karakterini muhtevası bakımından tartışmayı deneyeceğiz. Bunu, geleceğe dair tartışmalarda en büyük yeri tutan vizyonları ele alarak yapacağız. Bu vizyonların başlıcaları, yapay genel zekâ (Artificial general intelligence), süperzekâ (superintelligence), teknolojik tekillik (singularity) ve transhümanizm olarak sıralanabilir.

Bu vizyonları kısaca açıklamak gerekirse; yapay genel zekâ vizyonu bugün çoğunlukla belirli görevlerde uzmanlaşmış yapay zekânın yerini her görevi yerine getirebilecek bir yapay zekânın aldığı geleceği ifade eder. Bu vizyonla ilgili tartışmalar, çoğunlukla bunun kesinlikle yaşanacağını varsayarken esas sorunun bunun yaşanıp yaşanmaması değil, ne zaman yaşanacağı ve bu teknolojiyi kimin hayata geçireceği olduğunu ima eder. Bu vizyon, teknoloji toplulukları tarafından sıklıkla tartışıldığı gibi teknoloji tekelleri tarafından da medyada çokça dile getirilir.[44] Buna göre yapay genel zekâ; sosyal, politik, ekonomik, tıbbi vb. her sorunda insandan çok daha ileri gidecek ve bugünkü sorunlara çözüm bulacaktır. Bununla doğrudan ilişkili olarak, süperzekâ vizyonu da yapay genel zekânın bir üst aşaması olarak lanse edilir. Her konuda uzmanlaşan yapay genel zekânın, uzmanlaştığı her alanda, ilgili alandaki en zeki ve en uzman kişiden de daha zeki ve uzman olduğu bir teknik aşamayı ifade eder. Bu aşamada, iklim krizi, terminal hastalıklar, sefalet gibi sorunlar artık süperzekâ olan yapay genel zekâ tarafından çözülecektir. Süperzekâ, artık teknolojinin katlanarak geliştiği eşik noktasına ulaştığından ötürü bu üstel büyümeyle beraber teknolojide, dolayısıyla insan toplumunda kökten bir dönüşüm yaşanır ve insanlık tarihi hiçbir zaman yapay genel zekânın öncesine dönmeyeceği bir kırılım yaşar. Bu kırılım da teknolojik tekillik olarak adlandırılır. Bu kırılımla bağlantılı olarak da artık insan evrimi, yapay genel zekâ ile yeni bir boyut kazanır. Yaşlılık, fanilik, hastalık gibi süreçlerin dahi engellenebileceği, insanlığın teknolojiyle birlikte üst bir evrimsel aşamaya sıçrayışını ifade eden vizyon ise transhümanizm kavramıyla ele alınır.[45]

Bu vizyonların sınıfsal karakteri, isabetli olup olmadığı ya da mümkün olup olmadığından değil, burjuva varsayımlarına ve çıkarlarına dayanıyor olmasından gelir. İlgili okur, henüz ilk bakışta Feuerbach'ın tanrılarını anımsayacaktır.[46] Çünkü burada insan ile insan toplumu, ancak toplumsal fenomenleri sezgileyen pasif bir roldedir ve bugünün burjuva toplumunda çözümsüz görünen sorunlar ancak bir nevi "tanrısal" bir teknolojiyle çözülecekmiş gibi lanse edilir. Her şeyden önce bu vizyonlar, ekseriyetle teknokrat bir yaklaşımı yansıtır ve toplumsal sorunların çözümünü teknolojide arar. Tekno-optimist olduğu ölçüde de teknoloji tekellerinin meşruiyet devşirme aracı haline gelir. İnsanlığın sorunlarını çözme iddiası, burjuvazinin kendi çıkarlarını toplumun tümünün çıkarları gibi göstermesine benzer bir şekilde, sanki herkes için ortak bir "iyi" veya "doğru" varmış gibi bir iddia öne sürer[47] ve bu "iyi" ve "doğruyu" bulma işini de yapay zekâya bırakır. Bu vizyonlarda gelecek, teknokratik yaklaşımlarla ele alınarak çelişkilerin toplumsal politik boyutu geri plana atılır. Böylece bu sorunların kapitalizmin temel çelişkilerinin birer sonucu olduğu tespiti yerine teknolojik yetersizliklerin birer sonucu olduğu ideolojisi yeniden üretilir. Bu vizyonlar, bugünün sorunlarını ancak gelecekte çözmenin mümkün olduğunu, esas meselenin bunu doğru tahmin etmek ve o geleceği yakalamak olduğunu öne sürerken bunu yapabilenlerin de olduğunu -ve ne tesadüftür ki, ekseriyetle buna ehil kişiler kendileri ya da diğer burjuvalardır- savunur. Dolayısıyla yapay zekâ çevresindeki gelecek tasavvurlarında, bugünün ve geleceğin sorunları farklı sınıfların farklı çıkarlarının olduğu dinamik sorunlar değil, doğrusu yanlışı olan ve teknokratların çözebileceği sorunlar olarak ele alınır. Yani halk sağlığı, sefalet, iklim krizi; toplumsal çelişkilerin yol açtığı sorunlar değil, doğa ile insan arasındaki bir çelişkinin sonucudur. Böylece toplumsal sorunlar "doğallaştırılır" ve çözümü kâr odaklı geliştirilen yapay zekânın "elbet bir gün" varacağı bir aşamaya bırakılır. Toplumsal sorunların yansıttığı kapitalist temel çelişkiler ile sınıfsal çatışmalar, bu tasavvurlarla böylece gizlenir.

Oysa yapay genel zekânın çözeceği iddia edilen toplumsal sorunların en azından bir kısmı bugün de yeterli kaynaklar ayrılarak büyük çoğunlukla çözülebilir sorunlardır. Piyasalaştırılmış sağlık sektörünün yerini, halk sağlığını önceleyen sosyal sağlık hizmetlerinin aldığı; kâr odaklı üretim ve lüks tüketimin yerini, planlı bir sosyalist üretimin aldığı; çevresel kaynakların bir avuç zengin tarafından sömürülecek birer kâr kaynağı olduğu kapitalist üretimin yerini, doğal kaynakları insan toplumunun ortak zenginliği olarak gören toplumsal politik ekonomik düzende, gelecekte yapay genel zekânın çözmesinin beklendiği birçok tıbbi, ekonomik ve çevresel sorun halihazırda çözülebilecektir.

Yapay zekâ çevresindeki vizyonlar, burjuva toplumunun iş bölümüne dair varsayımlarını da yansıtır. Örneğin, insanların belli alanlarda uzmanlaşması ve iş bölümü doğallaştırılmıştır. Oysa tarihsel materyalist anlayış şunu öne sürer: " iş bölümü ve mülkiyet, özdeş ifadelerdir: Birinde faaliyet bağlamında söylenen şey, ötekinde faaliyetin ürünü bağlamında söylenmektedir."[48] Bu vizyonlarda ise o uzmanlıkların mülkiyet ilişkileriyle bir ilişkisi kalmamış, özellikle sosyal alanlardaki "uzmanlıkların" farklı sınıfların çıkarlarından bağımsız "doğru" kararları verdiği varsayılmıştır.

Yine benzer bir varsayımla bugünkü teknolojik gelişimin önündeki engelin teknik yetersizliklerden kaynaklandığı ve bunun bir mühendislik meselesi olduğu ileri sürülür. Çünkü yapay genel zekânın mühendisliğiyle beraber teknolojinin üstel gelişiminin ve sınırsız ilerlemesinin önündeki engel kalkacaktır. Bu iddialara göre, bugünkü burjuva toplumda teknolojinin gelişmesinin önündeki engel; araştırma ve geliştirme için kullanılabilecek kaynakların lüks üretim ve tüketim için ayrılması, kâr odaklı üretimin toplumsal üretim gücünün verimliliğini engellemesi, şirketler arası rekabetin kolektif teknolojik gelişimi kısıtlaması, toplumun ezici çoğunluğunun iş bölümü yoluyla bilim ve inovasyondan soyutlanması gibi sayısız toplumsal-sınıfsal unsur değildir; sadece yetersiz mühendisliktir.

Teknoloji tekelleri ile teknoloji toplulukları tarafından tekrar tekrar dile getirilip tartışılan, devletler ve kamuoyu tarafından politikalar yoluyla benimsenen bu görüşler, burjuva toplumunun kaba materyalist varsayımlarını yeniden üretmekten fazlası değildir. İnsanın toplumsal ilerleyişinin ulaşacağı çözümlerin yerini bireysel mülkiyete dayalı tekellerin kâr odaklı geliştireceği bir teknoloji vasıtasıyla gelecek çözümler; toplumsal sıçramaların yerini bireylerin deneyimleyeceği biyolojik sıçramalar alır. Yapay zekâ çevresindeki burjuva vizyonların " ulaştığı en yüksek nokta tek tek bireylerin ve burjuva toplumun sezgisidir."[49]

Eleştirilerin Uzlaşmacı Kimliği

Bu vizyonlara yönelik eleştiriler de çoğunlukla hâkim ideolojiye karşı değil, onunla pazarlık halinde yapılır.[50] Yapay zekâ çevresindeki ütopyalar, distopyalar, vizyonlar ve aktörler eleştirilirken bunların tekno-faşist[51], tekno-feodalist[52], anti-demokratik[53] gibi muğlak etiketlerle bağdaştırılması ile bu teknolojilerin bağrından doğduğu burjuva demokrasisinin dayandığı mülkiyet ilişkilerinin[54] etraflı eleştirisi ya hiç yapılmaz ya da ancak çok yüzeysel boyutta kalır. Bir teknolojinin veya şirketin "kötü" olması için -ki böyle bir şey zaten yoktur ve şirketlerin çıkarları ile tavırları sınıfsal çıkarlarıyla belirlenir- illa "faşist" olmasına, “feodal” olmasına, Trump ya da Jinping hükümeti ile yakın ilişki içinde olmasına gerek yoktur. Üstelik bugünün giderek zayıflayan burjuva demokrasisi de zaten "iyi" veya bir "çözüm" değildir, bizzat bir sorundur.

Tarihsel materyalist bir eleştiri, şirketlerin kâr odaklı hareket etmesini, burjuva iktidarların halkın çıkarlarını gözetmemesini, sermaye gruplarıyla burjuva hükümetlerin iç içe olmasını yadırgamaz.[55] Burjuva demokrasilerindeki sosyal kazanımların giderek zayıfladığı, yaygınlaşan otoriter iktidarların ve faşizan eğilimlerin güç pekiştirdiği bir ortamda sosyoteknolojik ilişkilerin ve teknoloji şirketlerinin de oynadığı rol elbette kayda değerdir. Oluşan bu teknolojiler çevresindeki söylemlerin ve gelecek tasavvurlarının sınırlı da olsa halk yararı gözetilerek ve otoriter değil de demokratik eğilimlere teşne bir karakteri olması tabii ki beklenebilir ve beklenmelidir de. Ne var ki, Marksistler şirketlerin ya da burjuva ideologların, burjuva demokrasisinin verili bir biçimine uymamasını şaşkınlıkla ya da hayal kırıklığıyla karşılamazlar; bilakis, burjuva diktatörlüğünün herhangi bir biçiminin halk düşmanı ve emekçilerin çıkarlarına karşı olduğunu bilirler. Bu aktörler tarafından ileri sürülen, yayılan ve kullanılan gelecek tasavvurlarının da yapay zekâ veya herhangi bir teknoloji için de toplumsal yasaların dışına çıkmasını ve burjuvazinin halk dostu olmasını beklemezler. Zira bu vizyonlardaki burjuva karakter, onların "kötülüğünden", "faşistliğinden", "feodalliğinden", "aşırı sağcılığından" veya burjuvazinin daha radikal kliklerinin belirli değerlerini yansıtmasından ileri gelmez. Burjuva çıkarların hegemonik dayatması ile bu çıkarları ifade eden toplumsal ilişkilerin yeniden üretilmesinden ve bu ilişkilerin çıkarlarını yansıttığı egemen sınıfın üyelerine hizmet etmesinden ileri gelir.

Gelecek tasavvurlarını eleştirmek, asla "daha iyi" başka bir gelecek ya da "demokratik" yeni bir yapay zekâ geleceği yaratmak değildir. Gerçek ve tutarlı bir eleştirel tavır, bu teknolojik tasavvurların ve tahayyüllerin arkasına gizlenen burjuva siyasetinin, burjuva söylemlerin, burjuva ilişkilerin ve burjuva çıkarlarının ifşası ile mümkündür. Gelecek tasavvurlarının esas eleştirisi ise ancak bu gelecek tasavvurlarına yol açan sınıfsal ilişki ve çıkarları teşhir edip eleştirmekle, fakat bunu "yanlış" tasavvurların yerine "doğru" tasavvurları koyarak değil, bu tasavvurlara yol açan maddi ilişkilerin maddi eleştirisiyle olabilir.


  1. Hepp, A. (2025) “Approaching digital futures: why media and communication research needs to move from a perspective of consequence to one of emergence”, Communication Theory, qtaf028.
  2. Hepp, A. (2021) "Auf dem Weg zur digitalen Gesellschaft Über die tiefgreifende Mediatisierung der sozialen Welt", Halem, Köln, sf. 158-159
  3. Diyalektik oluş süreci, yapay zekâya özgü bir nitelik değildir. Diyalektik materyalist bakış açısı halihazırda her şeyin karşılıklı bağıntılar içerisinde olduğunu kabul eder. Buradaki vurgu, medya çalışmaları alanındaki etki araştırmalarının sıklıkla varsaydığı ve gelecek vizyonlarında da rastladığımız medya araçlarına dair mekanik bakış açısının reddine ilişkindir. Aksi takdirde, yapay zekâya dair gelecek tasavvurlarının onun geleceğiyle bağıntısı kurulamazdı.
  4. Marx, K. & Engels, F. (2013) [1845]. Alman İdeolojisi. çev. T. Ok & O. Geridönmez, 2. Baskı, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, s. 52
  5. Marx ve Engels, age, sf. 52
  6. Marx ve Engels, age, sf. 35
  7. Marx ve Engels, age, sf. 53-54
  8. Engels, F. (2000) [1890]. Tarihsel Materyalizm Üzerine Mektuplar 1890-94. çev. Ö. Ünalan, 2. Baskı, Bilim ve Sosyalizm Yayınları, Ankara. sf. 16
  9. Marx, K. (2009). Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi, 2. Baskı, Sol Yayınları, Ankara, sf. 201
  10. Engels, Tarihsel Materyalizm Üzerine Mektuplar, sf. 17
  11. Schaar, J. H. (1981). Legitimacy in the modern state. Transaction Publishers. sf. 321
  12. Marx ve Engels, Alman İdeolojisi, sf. 30
  13. Engels, Tarihsel Materyalizm Üzerine Mektuplar, sf. 31
  14. bkz: Appadurai, A. (2013). The future as cultural fact. London. Verso. sf. 287
  15. Bareis, J. (2024) “Ask Me Anything! How ChatGPT Got Hyped Into Being”, Center for Open Science [Online]. Available at: https://doi. org/10.31235/osf. io/jzde2 (erişim: 4 Mayıs 2026). sf. 6
  16. Carey, J.W.; Quirk, J.J., (2008) [1989] “The History of the Future”, Communication as Culture içinde, Routledge, New York ve Londra, sf. 134
  17. Filiz, A.; N. V. Keskin (2024) “Çalışmanın yapay zekâyla dönüşümüne dair anlatılar: Gelecek sosyolojisi çerçevesinde bir inceleme”, Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, 27(2), 152-179, sf. 160.
  18. Carey ve Quirk, “The History of the Future”, sf. 134
  19. Katzenbach, C. (2021) “’AI will fix this’–the technical, discursive, and political turn to AI in governing communication”, Big Data & Society, 8(2), 20539517211046182.
  20. Cheney-Lippold, J. (2022) “Forum on Gandy's The Panoptic Sort| Sorting the Future”, International Journal of Communication, 16, 3-3. sf. 1630
  21. Cheney-Lippold, J. (2025) “The silicon future”, New Media & Society, 27(7), 4164-4180, sf. 2.
  22. Anthropic (2026) " Statement from Dario Amodei on our discussions with the Department of War", https://www.anthropic.com/news/statement-department-of-war
  23. Hays, K.; Jamali, L. (2026) "Trump orders government to stop using Anthropic in battle over AI use", BBC, https://www.bbc.com/news/articles/cn48jj3y8ezo
  24. Tuquero, L. (2026) " Trump says the U.S. is winning the AI race with China. Here’s what experts say", Poynter, https://www.poynter.org/fact-checking/2026/whos-winning-ai-race-us-vs-china/
  25. NATO (2025) "NATO Secretary General addresses Cloud Conference, urges accelerated digital innovation”, https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2025/11/24/nato-secretary-general-addresses-cloud-conference-urges-accelerated-digital-innovation
  26. Chen, L.; E. Baptista (2026) " China's new five-year plan calls for AI throughout its economy, tech breakthroughs", Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/china-vows-accelerate-technological-self-reliance-ai-push-2026-03-05/
  27. Avrupa Komisyonu (2025) "European approach to artificial intelligence", https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/policies/european-approach-artificial-intelligence
  28. Karpal, A.; K. Nicol-Schwarz (2026) "Chinese tech companies progress ‘remarkable,’ OpenAI’s Altman tells CNBC", CNBC, https://www.cnbc.com/2026/02/19/openai-sam-altman-india-ai-summit.html
  29. Cumhuriyet (2025) " Selçuk Bayraktar paylaştı… 'Yerli ve milli' sosyal medya: 'Ahlaklı yapay zekâ' da varmış!", https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/selcuk-bayraktar-paylasti-yerli-ve-milli-sosyal-medya-ahlakli-yapay-zekâ-da-varmis-2420672
  30. Marx, K. (2014) Serbest Ticaret Sorunu Üzerine, haz. Ö. Kulak, Nota Bene Yayınları, Ankara, sf. 98.
  31. Marx, age, sf. 99.
  32. Hepp, A. (2025) “Curators of digital futures: The life cycle of pioneer communities”, New Media & Society, 27(9), 5390-5409.
  33. Hepp, A. (2016). Pioneer communities: Collective actors in deep mediatisation. Media, Culture & Society38(6), 918-933.
  34. OpenAI (2015) "Introducing OpenAI", https://openai.com/index/introducing-openai/
  35. Triedman, H.; Ahlawat, A.; Dai, J. (2022) "Towards Ineffective Altruism", Reboot, https://joinreboot.org/p/ineffective-altruism
  36. Finlev, T. (2014) "New Paths out of Poverty | 25 Future Zones of Innovation", IFTF, https://legacy.iftf.org/future-now/article-detail/new-paths-out-of-poverty-25-future-zones-of-innovation
  37. Marx ve Engels, Alman İdeolojisi, sf. 53
  38. Subin, S. (2026) "Trump praises Palantir as stock has worst week in over a year and Iran conflict drags on", CNBC, https://www.cnbc.com/2026/04/10/trump-pltr-palantir-stock-iran-war.html
  39. Palantir (2026) https://x.com/PalantirTech/status/2045574398573453312
  40. Bareis, “Ask me Anything”, sf. 8
  41. Audétat, M. (2022) “Promising technosciences in the economy of attention: why have pessimistic stories of disruption and ‘artificial intelligence’ performed so well?”, Tecnoscienza–Italian Journal of Science & Technology Studies, 13(2), 35-56.
  42. Vasterman, P. L. (2005) “Media-hype: Self-reinforcing news waves, journalistic standards and the construction of social problems”, European Journal of Communication, 20(4), 508-530.
  43. Marx ve Engels, Alman İdelojisi, sf. 53
  44. Bayram, İ.G. (2026) "AGI sloganları teste takıldı", Evrensel, https://www.evrensel.net/yazi/98971/agi-sloganlari-teste-takildi
  45. Detaylı okuma için bkz: Gebru, T.; É. P. Torres (2024) “The TESCREAL bundle: Eugenics and the promise of utopia through artificial general intelligence” First Monday, 29(4), https://doi.org/10.5210/fm.v29i4.13636
  46. Feuerbach, L. (2012) [1857], Tanrıların Doğuşu, çev. O. Özügül, Say Yayınları, İstanbul.
  47. Çubukçu, A. (1994) Kültür ve Politika, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, sf. 68-69.
  48. Marx ve Engels, Alman İdeolojisi, sf. 39
  49. Marx ve Engels, age, sf. 17.
  50. Hall, S. (1980) “Encoding/decoding”, Culture, Media, Language içinde, ed. Hall, S., Hobson, D., Love, A., Willis, P., Routledge. Londra, sf. 171-173.
  51. Coeckelbergh, M. (2026) “Technofascism: AI, Big Tech, and the new authoritarianism”, AI & SOCIETY, 1-14.
  52. Yan, J. (2026) “Techno-feudalism as primitive accumulation: A Marxist perspective on digital capitalism”, Critical Sociology, 52(1), 203-217.
  53. Schaake, M. (2025) The tech coup: How to save democracy from Silicon Valley, Princeton University Press.
  54. Lenin, V. (2014) [1917] Devlet ve Devrim, çev. T. Ok, Evrensel Basım Yayın, İstanbul.
  55. Cengiz, A. (2022) “‘Yeşil kapitalizm’: bir yanılsamanın gerçekliği üzerine”, Teori ve Eylem, 55, 82-94. https://teoriveeylem.net/yesil-kapitalizm-bir-yanilsamanin-gercekligi-uzerine/