Yapay zekâ, teknoloji fetişizminin sisinde sunulan nötr bir yenilik değil; tekelci sermayenin kâr, denetim ve savaş ihtiyaçlarına göre biçimlenen dijital bir makinedir.
Venezuela olayı, “Donroe” doktrinin iç yüzünün yanı sıra, emperyalist kibir ve pervasızlığın hiçbir sınır tanımadığını gösteriyor. Trump ABD’sinin Venezuela hamlesi, bu gözü dönmüşlüğün nedenlerini, başta Çin olmak üzere rakiplerinin nasıl pozisyon alacaklarını ve bağımlı ülke ve halkları nasıl bir gelecek beklediğini değerlendirmeyi
İşçi sınıfının kapitalist toplumdaki rolü ve tarihsel misyonunu tartışan burjuva sosyolog ve postmodern ideologlarının savları, tüm çeşitliliklerine karşın, esasta iki ögenin birbirinden ayrılması üzerinden yükselmekte. Bu iki öge, işçi sınıfının kapitalist üretim ilişkilerindeki konumu (üretim araçlarından yoksunluğu ve emek gücünü satma zorunluluğu
İkinci kez ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın Ukrayna savaşını bir an önce sonlandırma adına yaptığı 180 derecelik dönüş, yani “parya Putin”i muteber, “özgürlük savaşçısı” Zelenskiy’i “diktatör” kılan hamleleri, en başta Avrupalı emperyalistleri şoke etti. İngiliz The Economist dergisi “Avrupa’nın en kötü kâbusu”
Toprak Rusların ve Fransızlarındır, Deniz elinde İngilizlerin. Ama düşlerin göksel aleminde, Tartışmasız egemenlik bizlerin. Burada üstünlük taslarız Birliğimiz kusursuz burada, Diğer halklarsa geliştiler Düz toprakta. Marx ve Engels, ortak eserleri Alman İdeolojisi’nde devrimci şair Heinrich Heine’nin “Bir kış masalı Almanya”
Bir zamanlar “kolektif emperyalizm” tezi vardı. “Küreselleşme” furyasının her tarafı kavurduğu yıllarda ortaya atılmıştı. Bu teze göre, tüm emperyalist devletler kolektif bir şekilde diğer ülkelere hükmediyordu. Emperyalistler arası savaş da tarihe karışmıştı. Almanya’da örneğin bu tezi savunanların başında Alman Komünist Partisi’nin
Muhtemeldir ki, yangın faciasının yaşandığı günlerde kaleme alınan bu satırlar okunduğunda ülke gündemi bambaşka bir olay veya olaylarla çalkalanıyordur. Bu olağanlaşmış olağanüstülük, Türkiye’nin politik bakımdan bir süreden beri içinde bulunduğu‚ fırtınalı okyanusta yönünü tutturamama sürecinin alametifarikası olarak artık kanıksanmış bile sayılabilir.
Avrupa’nın en tanınmış tiyatro festivallerinden olan Ruhr Şöleni, bu yılki mottosunu “Ütopya ve Huzursuzluk” olarak açıkladı. Bu mottonun, özellikle de Batılı emperyalist ülkelerin toplumlarının hali hazırdaki halet-i ruhiyesini yansıttığı söylenebilir. Toplumlar bir taraftan huzursuz, güvencesizlik ve gelecek kaygıları artmakta, diğer taraftan
Birkaç yıldır, ekonomisiyle, sosyal ve siyasal durumuyla, uluslararası ilişkileri ve düzeniyle kapitalist dünya, çeşitli krizler ve sorunlar yumağıyla karşımızda durmaktadır. Adeta yok yok dedirten tablo şu: Pandemi, tıkanan tedarik zincirleri, Ukrayna savaşı, eşsiz kapsamda yaptırımlar, ekonomik, teknolojik ve siber savaşlar, hortlayan militarizm
Ahmet Cengiz The New Yorker’den Isaac Chotiner’in ABD’li siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler teorisyeni John Mearsheimer ile Ukrayna savaşıyla alakalı yaptığı röportajda, Mearsheimer, Ukrayna savaşının mümkün olmasının sorumluluğunun ABD’de olduğunu belirterek şöyle diyordu: “Bu olaydaki bütün sıkıntının, NATO’nun 2008’deki Bükreş zirvesinde başladığını