Mahir Çayan’ın Kesintisiz Devrim çizgisi, devrimci etkisine rağmen savaş, bilinç, örgüt ve silahlı propaganda anlayışında Marksizm-Leninizm’den ciddi kopuşlar taşıyor.
Farklı uluslardan ve ulusal topluluklardan Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesiyle bağlı olarak farklı dönemlerde çeşitli devrimci dergi ve gazeteler yayımlanmıştır. Bunlardan biri de 2 Şubat 1976’da haftalık periyodlarla yayımlanmaya başlanan ve 28 Temmuz 1980 tarihine kadar yayınını sürdüren Halkın Kurtuluşu
[1] Almancadan Çeviren: Rıza Sami Yoldaşlar, bu kongrede problemleri ele alırken ve taktiğimizin ne olacağını belirlerken, her şeyden önce iki belirleyici olguyu ön planda tutmak zorundayız: İşçi sınıfının Almanya’daki yenilgisi ve iktidarın Hitler faşizmi tarafından ele geçirilmesi. Faşist tehlikenin geriletilmesi konusunda
1870 Fransa-Prusya savaşı gerici bir hanedan savaşı olarak patlar ve kısa bir süre içinde Fransa’nın orduları askeri yenilgiler alır. Bunların ilk haberlerinin ulaşmasıyla birlikte 7 ve 9 Ağustos’ta Paris, Lyon, Marsilya, Toulouse gibi büyük şehirlerde kitlesel gösteriler gerçekleşir. Paris’te ise 2
Son Alman İmparatoru II. Wilhelm için sosyal demokratlar (SPD), “vatansız kalfalar”dı (“vaterlandslosen Gesellen”). Wilhelm’in sosyalistleri aşağılamak için kullandığı bu sözünün ardında Komünist Manifesto’da yer alan “İşçilerin vatanı yoktur” sözü yatmaktaydı. Sosyal demokrat SPD’nin önemli bir kanadı, partinin kurulduğu günden beri sürekli
Şükran Doğan Dünyada ve ülkemizde özellikle 1980 sonrası hız kazanan neoliberal politikaların bir parçası olarak hayata geçirilen özelleştirmelerden, sağlık hizmetlerinin azade kalması mümkün olamazdı, olmadı da. Sermaye açısından ciddi kar kapısı olarak görülen sağlık hizmetleri alanında çeşitli yöntemlerle sürdürülen özelleştirmeler bugün çok
Çetin Akdeniz Emek Partisi MYK ve İstanbul Yürütme Komitesi üyesi Metin İlgün’ün erken yaşta ölmesi üzerine cenazesinde yapılan konuşmalarla hakkında yazılan çok sayıdaki yazıda, onun işçi sınıfı ve emekçilerin sömürü ve baskıdan kurtuluşu için sürdürülen örgütlü mücadelenin yorulmak bilmez, kararlı ve fedakâr
Ali Yaşar Bu yazı III. Enternasyonal’in kuruluşunun 100. yıldönümü dolayısıyla onun kuruluşunu ve mücadelesini anlatan yazılar dizisinin sonuncusudur. Kuşkusuz bununla birlikte konu kapanmamaktadır ve ileride farklı vesilelerle, başka yönleri ile ele alınabilecektir. Bu yazıda III. Enternasyonal’e yönelik temel eleştirileri ana hatları ile
Ali Yaşar Komünist Enternasyonal’in (KE) 22 Haziran 1921’de gerçekleştirdiği Üçüncü Kongre öncesinde uluslararası işçi sınıfının mücadelesini etkileyecek önemli olaylar olmuştu. Sosyal demokrasinin yardımlarıyla Almanya ve Macaristan’da işçi sınıfının devrimci mücadelesi bastırılmış, İngiltere’de maden, demiryolu ve nakliye işçilerinin mücadelesi sendika üst yöneticilerinin ihanetçi
Geçen sayımızda III. Enternasyonal’in kuruluşuna doğru giden süreci genel hatları ile özetlemeye çalışmıştık. II. Enternasyonal’in Almanya, Fransa vb. gibi etkin partilerinin ve önderlerinin emperyalist paylaşım savaşında kendi burjuvalarının ve hükümetlerinin peşine takılmaları, onları desteklemekle kalmayıp bazı örneklerde –Belçika vb.- görüldüğü gibi bu
1919’un Mart ayında dünya yeni bir Enternasyonal’in kuruluşuna tanıklık etmişti. Birinci emperyalist paylaşım savaşının yıkıntıları arasından yeni bir dünyayı kuracak güçler yeniden örgütleniyor, II. Enternasyonal’in çürümüş cesedi defnediliyordu. Rusya’da ilk işçi iktidarı kurulmuş, uluslararası işçi sınıfının ve dünyanın ezilen halklarının önünde hem