ABD-İsrail ilişkisi yalnızca güvenlik eksenli bir ittifak mı? 1985'ten bu yana bu bağ, neoliberal sermaye birikiminin stratejik bir bileşenine dönüştü.
“Yerli-milli”lik düşkünü kimileri “bir biz varız, bir de tüm dünya” diyor. “Bir Türk dünyaya bedeldir” darbımeselinden gelinen yer burası. Hollandalı G. Vilders’e “ırkçı” diyorlar, zaten o da hakkını veriyor; ancak –Putin ve Rusya’sıyla Trump geldikten sonra Amerika’yı bir yana ayırıp– içeride ve
Giderek sarpa sarmakta olan emperyalist kapitalist dünyanın bugünkügidişatını anlamak bakımından iki anahtar ülkeninbulunduğu söylenebilir. Bu iki anahtar ülke, ABD ve Türkiye’dir. Her biri başka bir düzlemde olmak üzere, bu ülkeler,aynı sorunsal bağlamında –dünyanın düzeni ve gidişatı– güncel iki ayrı cereyanın birer uç
“İnsanlar, her zaman, siyasetteki aldatmaların ve aldanmaların aptal kurbanları olmuşlardır ve bütün ahlaksal, dinsel, siyasal ve toplumsal sözler, bildiriler ve vaatler arkasındaki şu ya da bu sınıfın çıkarlarını aramayı öğrenmedikleri sürece de, böyle kalacaklardır. Reform ve ilerleme şampiyonları, ne kadar barbarca ve
ABD başkanlık seçimlerini Trump kazandı. Trump gerici ve ırkçı politikaları seçim kampanyası boyunca açıkça seslendirmişti. Ekonomide de “korumacı” önlemler alacağını,Transatlantik Ticaret anlaşmasını onaylamayacağını ilan etmişti. Attığı bir twitle Çin parasının değer kaybetmesine yol açan Trump, sözlerinin seçim kampanyası ile sınırlı olmadığını gösterdi.