Jineoloji, kadın özgürlüğü iddiasıyla öne çıkarken bilimi mitolojiyle, eleştiriyi özcülükle ve toplumsal çözümlemeyi idealist kabullerle iç içe geçiriyor.
Olcay Geridönmez Son dönemlerde dünyanın hemen her köşesi, seslerini yükselten emekçi kadınların mücadelelerine tanık oldu. Eşit işe eşit ücret için, işyerinde mobbing ve tacize, her türlü şiddete, kürtaj yasaklarına, krize, yoksulluğa, işsizliğe, ayrımcılığa karşı, gerçek demokrasi ve eşitlik, insanca bir yaşam talepleri
1910’da Kopenhag’da düzenlenen İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda, Amerikalı dokuma işçilerinin mücadelelerinin önemine vurgu yapan Alman sosyalist Clara Zetkin’in önerisiyle, her yıl bir günün, kadınların uluslararası mücadele günü olarak kutlanması kararı alındı. Böylece Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak benimsenen 8 Mart ülkemizde
KADIN GREVİ ÇAĞRISININ ARKAPLANI Son birkaç yıldır, öne çıkan gündemleri farklılık gösterse de birçok sorunu ortaklaşan kadınların merkezinde olduğu, bizzat örgütlediği kitlesel protesto ve eylemlere tanık oluyoruz. 8 Mart’larda bu eylemler özel olarak örgütleniyor, daha kitlesel ve coşkulu bir hal alıyor. Kimi
Cumhurbaşkanlığı 2019 Programında kadınlara yönelik değerlendirme, amaç ve uygulanacak programlar “Aile ve Kadın” başlığı altında ele alındı. Bir dönemi kapsayan bir programda “kadın”dan söz edildiğinde, bunun bir “eşitlik” ya da “eşitsizlik” kavramı çerçevesinde irdelenmesi beklenirse de pek de şaşırtıcı olmayan bir şekilde
1981’de Latin Amerika Kadın Komitesi tarafından ilan edilen, adına uygun şekilde, 17 Aralık 1999’da BM tarafından benimsenmesiyle 25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü” olarak kabul edilmesinden bu yana, her yıl 25 Kasım’da çeşitli etkinlikler düzenlenmekte; resmi kurumların temsilcileriyle siyasal partiler
TSK’nın Afrin Harekâtı, yaşadığı sıkışmışlığı aşma yolunda AKP iktidarına içeride bir nefes aldırmış gibi görünüyor. Bu vesileyle ulusal duyguları ayağa kaldıran hamasi milliyetçilik ve şehitliği kutsayan bilcümle dini klişeler, birlikte bir Afrin dayanağına dönüştürüldü. OHAL koşulları altında KHK’larla temel hukuk ilkelerini bertaraf
Mussolini’nin ünlü Ekim 1922’de gerçekleştirdiği Roma Yürüyüşü ile birlikte iktidarı ele geçirmesinin ardından yaklaşık bir-bir buçuk ay sonra Komintern 4. Dünya Kongresi, uluslararası faşizme dair şu tezleri onaylamıştı: “Burjuvazinin proletaryaya karşı politik saldırısı, sermayenin ekonomik saldırısıyla yakından bağlantılıdır ve bunun en keskin
Fulya Alikoç 2016 yılında Polonya’da kadınlar, ülkede kürtajın tamamen yasaklanmasını öngören yasa tasarısını protesto etmek için greve gitti. Kadınlar, “Kara Pazartesi” adını verdikleri yürüyüşler kapsamında başkent Varşova dahil birçok şehirde siyah kıyafetleriyle sokağa çıktı. “Ağıt yakan” kadınlar, pankartlı fotoğraflarını sosyal medyadan paylaştı.
Dünya kadınları bu yılki 8 Mart’ı kendi mücadele tarihlerinin tekerleğine, şimdiye kadar kat ettikleri yolun aksine yönde yüklenen topyekün bir baskı ve saldırı dalgasıyla karşılıyor. Tekerleğin öbür tarafında, onu geriye doğru döndürmeye yönelik kuvvet, farklı sınıflardan kadınların hayatında farklı görünümlere sahip olsa
Türkiye’de kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü OHAL koşullarında tüm yetkilerin ‘tek’ kişide toplanmasını sağlayacak bir anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi gündemiyle iç içe karşılayacak. Olağan yasal mekanizmaların askıya alındığı, ülkenin gece yarılarında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetildiği, terör ve güvenlik