Suriye’de Esad (BAAS) rejiminin devrilmesi, iktidarın yeni sahibi HTŞ’nin (Heyet Tahrir eş Şam) en büyük destekçisi olan Türkiye’deki Erdoğan iktidarının başarısı olarak propaganda ediliyor ve bu “başarı” Erdoğan Türkiye’sinin bölgede (Ortadoğu) ‘oyun kurucu’ bir aktör olduğunun kanıtı olarak sunuluyor. Gerçekten de
“Diyalektik” diye belirtir Lenin, Birinci Dünya Savaşının en ateşli ve sert geçtiği yıllarda yoğun felsefe okumalarını not ettiği Felsefe Defterleri’nde, “Marksizmin bilgi teorisidir.”[1] Lenin’i savaşın bu cafcaflı yıllarında felsefe okumaya ve özellikle Hegel’i büyük bir dikkatle incelemeye iten sebepler önemsiz değildir. Her
Donald Trump’ın başkanlık seçimlerini kazanmasından itibaren ABD ile Türkiye arasındaki her sorunun “Erdoğan-Trump görüşmesiyle çözüleceği”ne dair bir “Godot’yu bekleme” tutumu egemen olmuştu. Cumhurbaşkanı ABD’ye gitti, Washington’da Trump’la buluştu, ama Godot, çoğu zaman olduğu gibi, beklenticilerini hayal kırıklığına uğrattı, gelmedi! Görüşme sonrasında “ne
Ülkeyi “tek parti tek adam yönetimi”ne sürükleme amaçlı olarak düzenlenen anayasa değişikliği referandumu 16 Nisan 2017 günü yapıldı. YSK’dan yapılan açıklamaya göre, Referandum’da, oylamaya katılanların yüzde 51.36’sı evet, yüzde 48.64’ü hayır dedi. Ancak değişikliğin Meclis’ten geçiş sürecinden başlayarak yapılan usulsüzlükler, kaba güç
2017’ye girerken kapitalizmin propagandacıları, 1980’li ve ‘90’lı yıllarda kapitalizmin sosyalizme bile seçenek olduğunu ilan ettikleri, insanlığın son düzeni dedikleri, “küreselleşme” adıyla nitelenen “yeni dünya düzeni”nin sonuna gelindiğini; hatta “sonsuza kadar sürecek” dedikleri “küreselleşme” politikalarının çöktüğünü kabul ettiler. Dahası, eşiğinde bulunulan yeni büyük