Dijital emek tartışmaları

Kaan Kangal

Facebook, Youtube ve Twitter gibi sosyal medya platformda yaptığımız paylaşımlar, tıkladığımız linkler, beğendiğimiz görseller, açtığımız sayfalar bu ve benzeri medya kuruluşları tarafından yakından takip ediliyor; her bir kullanıcıya dair istatistiksel bir profil çıkartılıyor; kullanıcının ilgisi doğrultusunda ona hitap edebilecek veya onun ilgisini çekebilecek başka linkler kullanıcı her defa medya platformlarına girdiği zaman karşısına çıkıyor. Kullanıcı görmek istemediği linkleri sildiği zaman karşısına alternatif linkler çıkıyor; kullanıcının davranışları, tercihleri ve karşısına çıkan yeni linklere tepkileri daimi surette ilgili medya platformu tarafından kaydediliyor ve kullanıcı profili güncelleniyor. Medya platformları bu istatistikleri üçüncü bir partiye (reklam kuruluşları, sanal pazarlar ve birçok başka özel şirket) satarak kar elde ediyor. Bir sanal medya platformu ne kadar çok kullanıcıya sahip olursa kullanıcı bilgilerine erişim ve reklam vermeye yönelik talebin artacağını bildiği için hem kendi sitesini olabildiğince güncel ve popüler tutmaya hem de kullanıcı profillerini daha da detaylı bir hale getirmeye çalışıyor. Durum böyle olunca şu sorular akla geliyor: sosyal medya ortamında özel yaşam sınırlarının ihlal edildiğinden bahsedebilir miyiz? Birçok sosyal medya ücretsiz kullanıma açık olmasına rağmen kullanıcılar sosyal medya kuruluşları tarafından farkında olmadan sömürülüyorlar mı? Daha da ileri gidersek: sosyal medya kullanıcıları medya kuruluşlarına herhangi bir ücret karşılığı olmadan değer (ve artı değer) mi üretiyor?[1]

Bu ve benzeri sorular son zamanlarda medya araştırmacıları, sosyologlar ve felsefeciler tarafından tartışılan güncel konular arasında yer alıyor; liberal, anarşist, muhafazakar ve eleşirel perspektifler yanında Marksizmin de bu sorular karşısında nasıl bir yaklaşıma sahip olması gerektiğine dair farklı görüşler dile getiriliyor. Marksizm ve dijital medya alanında en çok anılan isimlerden birisi Avusturyalı medya teorisyeni Christian Fuchs. Fuchs renkli bir figür. Eleştirel medya teorisi ve Marksist bir dijital emek kavramı konusunda eşine az rastlanır bir üretkenliğe sahip. Birçok dergide her sene onlarca makalesi ve her sene birkaç derleme veya monografisi çıkıyor. Bir yazısında Lukács’in “Marksist toplumsal ontolojisi”nden dijital emek teorisi çıkartırken, bir başka yazısında Heidegger’in yeni yayınlanan Kara Defterleri‘ni[2] eleştirerek bir “Marksist medya ve teknoloji teorisi” ortaya atabiliyor. Piketty’nin Kapital kitabından hareketle komünist bir internetin imkanları üzerine yaptığı çeşitli spekülasyonları da buraya not düşelim. Sistem teorisi, Marksist emek değer teorisi, felsefi bilgibilim gibi akla gelebilecek birçok konu ve alanı kendi dijital medya teorisiyle ilişkilendirebiliyor. Biz bu yazıda Fuchs’un ortaya attığı bu sözümona Marksist dijital medya teorisini, bu teorinin iç dinamiklerini ve Marksizm’le ilişkisini ele alacağız. Savımız şu şekilde: Marx’ın maddi/maddi olmayan emek, üretken/üretken olmayan emek, meta ve metalaşma, değer üretimi, sömürü ve kar oranı ve ekonomik kriz kavramları açısından Fuchs’un medya teorisinin Marksist bir teori olma iddiası çürüktür.

 FUCHS’UN DİJİTAL EMEK TEORİSİ

Fuchs’un dijital emek teorisi iki teorik cepheye karşı getirdiği itirazların bir ürünüdür. Bir yanda Marx’ın emek kavramını eleştiren Lazzarato, Hardt ve Negri gibi isimlere karşı Marx’ın emek değer teorisini savunma iddiasındadır; diğer yanda yeni teknoloji ve dijital/sanal medya platformlarının ortaya çıkması gerçekliği karşısında Marksist toplumbilimcilerin bu gerçekliği politik ekonomi, ideoloji ve kültür teorileri açısından irdelemediğinden yakınır. İnternet görece uzun bir süredir toplumsal hayatın kopmaz bir parçasıdır ve teori bu gerçekliği gözardı edemez. Öyleyse soru şudur: kapitalizmde internet ve sosyal medya nasıl bir rol oynamaktadır; nasıl bir ekonomik döngüye sahiptir; Marx’ın zamanında olmayıp da bugün olan nasıl bir (ekonomik, bilimsel ve teknolojik) yapısal değişimden söz edilebilir? Bu sorulara Fuchs cevaplar aramaktadır; sunduğu birçok çözüm önerisi de ‒ birazdan değineceğiz ‒ eleştirilerin hedefindedir.

Fuchs’un dijital emek kavramının bir çıkış noktası maddi olmayan emek kavramıdır. Bu kavramı İtalyan otonomculardan Lazzarato, Hardt ve Negri son dönem tartışmalarında gündeme getirmiş ‒ kavramın kendisi ama çok daha eskidir ‒ ve bu kavram üzerinden bir Marx eleştirisi geliştirmişlerdir. Lazzarato maddi olmayan emeği “metanın bilişimsel ve kültürel içeriğini üreten” emek olarak tanımlar.[3] Hardt ve Negri bu tanımı benimsemiş ve bunu kendi Marx eleştirilerinde basamak taşı olarak kullanmışlardır. Hardt ve Negri’ye göre maddi olmayan emek “bilgi, bilişim, iletişim gibi maddi olmayan ürün, ilişki veya duyumsal tepkidir”.[4]İmparatorluk kitabında[5] maddi olmayan emeği 1) “iletişim teknolojileri”yle bağıntılı “bilişimselleşmiş” endüstriyel üretim, 2) “analitik ve sembolik görevler” ve 3) “etki üretimi ve manipülasyonu” şeklinde ayırıyor olmalarına rağmen, Çokluk kitabında[6] birinci maddi olmayan emek çeşidini (bilişimsel endüstri) bu sıralamadan kaldırırılar. Fuchs’a göre “maddi olmayan” kavramı yanıltıcıdır, çünkü bu kavram dünyayı maddi olan ve olmayan şeklinde dualistik bir tözler ayrımına götürür.[7] Bu dualizm sonucu düşünsel emek, düşünce, bilgi ve bilişim gibi tinsel faaliyetler doğa ve maddeden koparılır. “Materyalist bir felsefede tüm dünya maddidir” der Fuchs.[8]

Sosyal medya platformlarında kullanıcı faaliyetleri ve bunun internet ekonomisi arasındaki ilişkisi sorusuna Fuchs ilk adımını “maddi olmayan” kavramını reddederek atar. İkinci adımı da şöyledir: internet kullanıcıları dijital medya platformlarında kullanıcı faaliyeti dolayımıyla değer üretmektedir; bu değer onların kullanıcı bilgileri, profil istatistikleridir; bu bilgiler medya platformları tarafından reklam şirketlerine satılır ve medya platformları bu şekilde kullanıcılar tarafından üretilen değeri kara çevirirler. Kullanıcılar kullanıcı faaliyetleri karşılığında medya platformları tarafından herhangi bir ücret almadıkları için hem değer üretirler hem de “sonsuz derecede sömürülürler”.[9]

Bazı teorisyenler Fuchs’un bu iddiası karşısında Marksist bir dijital medya teorisinin daha başından itibaren başarısızlığa mahkum olduğunu, çünkü Marx’ın değer teorisinin sosyal medya platformlarıyla sadece kısmen bir ilişkisi olabileceğini ileri sürerler. Yeni dijital medyanın karının “metanın satımı”ndan değil finansal sektörde “değerin tahsisi ve dağılımı”ndan kaynaklandığını savunurlar.[10] Öncelik değer üretimi değil, finansal ranttadır. Bir başka görüşe göre internette bir kullanıcının geçirdiği sürenin sanal reklamların gösterimine kısmi etkisi vurgulanır; kullanıcı sanal medyada ne kadar çok zaman harcarsa kullanıcı hakkında o kadar çok bilgi toplanabilir; bunun sonucunda reklam şirketleri hitap ettikleri kitleye yönelik geliştirdikleri stratejiler için daha çok malzeme elde edebilirler. Bir sanal medya platformunun popülerliği hem kullanıcı hem de reklam şirketleri tarafından o platformunun daha çok tercih edilmesine neden olduğu için dijital emek “kazanç artışı” ve “finansal değerlenme”nin çekirdeğini oluşturur.[11] Üçüncü bir görüşe göre dijital uzayda dolaşan değerin kaynağı Web 2.0’da değil, reklam sektörünün ticari sermayesinde aranmalıdır.[12] Dördüncü bir görüşe göre Fuchs’un sömürü teorisi “bir bakıma” doğrudur, ama Marx’ın emek ve değer kavramlarının internet ekonomisinde bir karşılığı yoktur.[13] Son olarak bir beşinci görüşe göre Fuchs’un sömürü tezi tamamen yanlıştır, çünkü kullanıcılar değer üretmezler; dijital medyaya “ücretsiz” erişim olduğu bir yanılgıdır, ve bunun finansal kaynağı aslında reklam sektörünün dijital medyadaki faaliyetlerinde aranmalıdır.[14] Görüldüğü gibi Fuchs’a yöneltilen itirazların bazıları Marx’ın emek değer teorisinin bugünün koşullarına uyarlanamayacağı tezinden hareketle Fuchs’u eleştirirken, diğerleri sorunu Marx’tan ziyade Fuchs’un kendi “sonsuz sömürü” tezinde tespit etmektedirler. Fuchs bu eleştiriler karşısında bir yandan Marx’ın günümüz medya ve bilişim teknolojisi gelişmeleri konusunda güncelliğini baltalama girişimlerine karşı çıkar, çünkü mesele salt kuramsal değil, ideolojiktir de; diğer yandan yeni teknik gelişmeleri Marksist politik ekonominin “sonsuz sömürü” vb. kavramlarla ele alması gerektiğini ileri sürer. Aşağıda göstereceğimiz üzere Fuchs’un bu yeni veya kendisine özgü kuramları birçok tutarsızlığı barındırmaktadır.

 MARX’TA MADDİ OLMAYAN EMEK

Maddi olmayan emek ve buna iliştirilen zihinsel emek ile başlayalım. Marx bu konuda bir örnek verir: “en kötü mimarı arıların en iyisinden ayıran şudur: mimar yapıyı gerçek hayatta ayakları üzerine dikmeden önce hayal gücünde canlandırır”.[15] Emeğin her tipi bir ham maddeyi nihai bir ürüne dönüştürme sürecinin bir parçasıdır. Bu faaliyet istisnasız zihinsel emeği şart koşar.

Marx’ın Artı Değer Teorileri emek süreci, maddi/maddi olmayan ve zihinsel emek konusunda zengin bir kaynak sunar. Burada Marx maddi olmayan üretim kavramını benimser ve “tinsel emek”, “tinsel emekçi” ve “tinsel üretim” gibi kavramları “maddi olmayan” emek, emekçi ve üretim kavramlarıyla eşanlamlı olarak kullanır.[16] Marx’a göre maddi olmayan üretimde kullanılan zihinsel emek söz gelimi şu iş alanlarını kapsar: aktörler, askerler, avukatlar, bilim insanları, devlet görevlileri, doktorlar, hakimler, hizmetçiler, iktisatçılar, sanatçılar, polis, profesörler, öğretmenler, yazarlar vb. Bunun yanında Marx maddi olmayan veya tinsel emek dahil olmak üzere tüm emek türlerinin maddi bir ürün ortaya koyduğunun altını çizer.[17]

Marx kapitalist üretim tarzında “maddi olmayan üretim”i iki çeşide ayırır. Bunlardan birincisi “satılabilir metalar”dan oluşur; örneğin “kitaplar, resimler, kısaca sanatsal yaratımın tüm ürünleri”.[18] Maddi olmayan üretimin ikinci çeşidi bir zihin emekçisinin üretken emeğinde karşılık bulur. Kapitalist üretim tarzında Marx zihinsel emeği üretken ve üretken olmayan şeklinde ayırır. Sermaye ile doğrudan bir değişim ilişkisi içinde olan ve ürettiği değer ve artı değer dolayımıyla sermaye üreten emeğe Marx “üretken emek”; sermayeyle bu tür bir doğrudan değişim ilişkisinde olmayan ve sermaye üretmeyen emeğe “üretken olmayan emek” adını verir. Örneğin bir özel okuldaki öğretmen, ücretli emekçi olarak, çalıştığı kurumun sahibiyle bir üretken emek ‒ sermaye ilişkisi içindedir, ama öğrencileriyle olan ilişkisi bağlamında üretken olmayan bir emekçidir. Benzeri şeklide özel bir tiyatrodaki aktör, tiyatro sahibiyle olan değişim ilişkisinde üretken emek sarfeder; bu değişimin namevcut olduğu seyircisiyle olan ilişkisinde üretken olmayan emek sarfeder.

Toplumsal üretimin kendisi maddidir. Üretimi maddi ve maddi olmayan şeklinde ayırırken Marx, zihinsel veya kafa emeğine dayalı üretimden çıkan ürünlerin (sanat, edebiyat, tiyatro, eğitim vb.) salt görüngü biçimlerine vurguda bulunur. Elle tutulamayan herhangi bir şey (duygu, düşünce vb.) salt görüngü bazında bize elle tutubildiğimiz diğer nesnelere (masa, sandalye vb.) kıyasla “maddi değil”miş gibi gözükür. Maddi olmayan emek ve üretimdeki “gayrimaddilik” bu görüngüye işaret eder. Başka bir ifadeyle: maddilik, emeğin ve üretimin toplumsallığını ve tarihselliğini ifade eder; bunların hangi görüngü biçimleriyle bize yansıdığı bu gerçeği değiştirmez. Ama bu görüngü biçimlerinden hareketle bazı politik iktisatçılar ‒ sadece bugün değil, Marx’ın zamanında ve hatta ondan da önce ‒ “maddi olmayan”, salt zihinsel emeğe dayalı başka bir iktisadi ilkenin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Fuchs, Marx’taki bu maddi ve maddi olmayan emek ayrımının farkında değildir. Ama bu ayrımın işaret ettiği problem bağlamında şu soruyu sorar Fuchs: salt maddi bir dünyada maddi olmayandan bahsedebilir miyiz? Bu soruya ancak diyalektik bir cevap verilebilir.

Marx, Fuchs’tan farklı olarak, dünyayı maddenin farklı aşamalardaki biçimlerinin ve yansımalarının bir bütünü olarak ele alır. İçinde yaşadığımız gerçeklik her aşamada ve alanda maddidir; kendi görünüm biçimleri ve/veya duyularımız bakımından bize “maddi olmayan”mış gibi gelen nesne, olay ve olgular (hayal, rüya, plan, tasavvur vb.) nörolojik ve fizyolojik faaliyetler olarak maddidirler. Her emek ve üretimde mevcut olan bu tip zihinsel faaliyetler fiziksel objelerin aksine elle tutulamaz veya gözle görülemez. Zihinsel emeğin ürünleri “insanın kas, sinir ve beyin sisteminin bir uzantısıdır”.[19] Aynı şekilde siber uzayın virtüel gerçekliği maddi olmayan bir görünüme sahiptir. Ama elektromagnetik dalgalar ve siber-optik fiziği bağlamında maddidirler.

Lazzarato, Hardt ve Negri gibi İtalyan otonomcular maddi olmayan emeği onun kapitalist üretim sürecinde oynadığı toplumsal ve teknik rollerinden ziyade bir emek ürünü olması bağlamında tanımlarlar. Maddi olmayan emeğin gayrimaddiliği, tez budur, üretilen ürünün gayrimaddiliğinden gelmektedir. Ürün maddi olmadığı için onu üreten emek ve üretim süreci de maddi değildir derler. Emeğin gayrimaddiliği burada emek ürününün toplumsal karakterine değil, fiziksel özelliklerine işaret eder. Halbuki Marx’ın kavrayışında gayrimaddilik üretim sürecine özgü ikincil bir töz olarak değil maddi üretimin ve üretim sürecine özgü toplumsal ilişkilerinin bir görünüm biçimi olarak ele alır.

 NESNEL FAALİYET VE ÜRETKEN EMEK

Fuchs internet kullanıcı faaliyetinin bilinçsiz bir üretim süreci olduğunu varsayar. Üretkenlikten anladığı kullanıcıların sermaye için değer üretmesidir. İlk bakışta bu, Marx’ın üretken emek tanımına uyar gibi gözükür. Kapitalist üretim tarzı bakımından üretken emek, üretken olmayan emekten farklı olarak sermayeyle dolayımsız bir ilişki içindedir ve sermayeyi zenginleştirir. Ama Fuchs’un tam da bu yaklaşımı internet kullanıcılarının faaliyetini üretken emek olarak tanımlamasının önünü keser. Çünkü üretken emek ve sermaye arasındaki ilişki dolayımsız bir değişim ilişkisidir. Dijital medya kullanıcıları ve patronları arasında herhangi bir dolayımsız değişim ilişkisi mevcut değildir; bu tip bir ilişki (ücretli) medya çalışanları ve sermaye sahipleri arasındadır. Marx’tan hareketle söyleyebiliriz ki medya kullanıcı ve şirketleri arasında üretken bir emek ilişkisi yoktur. Ama kullanıcılarla ilgili biriktirilen ve üçüncü bir şahsa satılan istatistiksel profil bilgilerine meta denebilir mi?

Marx bu sorunun çözümüne elverişli bazı örnekler verir. Bu örnekler maddi üretimin ham maddesi ile ilgilidir; medya kullanıcı bilgileri Fuchs’a göre medya ekonomisinde üretilen değerin ham maddesi olduğuna göre, Marx’ta ham madde (örneğin doğal kaynaklar) ve değer üretiminin nasıl anlaşıldığına bakmak gerekir. Buhar veya su gibi doğal kaynaklar sermayedarlar tarafından ücretsiz olarak tahsis edilebilir. İnsanın akciğeri her nasıl solumak için havaya ihtiyacı varsa sermayedar da “doğal kuvvetleri üretken bir şekilde tüketebilmek için insanın el emeğine ihtiyaç duyar”.[20] Mesela bir su değirmeni “su kuvvetini sömürmek için gereklidir, ve bir buhar makinesi buharın esnekliğini sömürmek için şarttır”.[21] Değeri üreten burada doğal kaynak değil, o doğal kaynağa müdahale eden, değiştirip dönüştüren ve işleyen insan emeğidir. Bu üretim sürecinde makineler de kullanılır; ama bunlar da değer üretmez, sadece kendi değerlerini üretilen ürünlere devreder.[22]

Dijital medya; yazılım ve donanımdan, siber uzaydan ve medya çalışanlarından oluşan ve algoritmik bir sisteme ve kolektif bir çalışma mekanizmalar zincirine sahip bir bütündür. Marx’ın teorisinden hareketle metalaşan kullanıcı bilgilerinin toplamı öncelikle devasa bir bilgi kütlesini bir ham madde olarak işleyen, yani ham kullanıcı bilgilerini (üçüncü bir şahsa satılmadan önce) farklı çıkarlara hizmet edebilecek şekilde elverişli bir materyale dönüştürecek bir emek sürecini şart koşar. İkinci olarak, üretken emeği ücretsiz kullanıcı faaliyetinde değil, halihazırda kullanılan yazılımı, donanımı ve siber uzayı üreten emeği ve bu emeğin hayata geçirildiği medya kuruluşlarında aramak gerekir. Ve son olarak tüm bu yazılım, donanım, siber uzay, algoritmik sistemler ve elektronik makineler bütününün tek başına değer üretmediği, sadece üretilen her ne varsa kendi değerlerini o ürüne aktardığı, ama son tahlilde sermayeyle dolayımsız değişim ilişkisinde bulunan ücretli emeğin değer ürettiğini gözden kaçırmamak gerekir.[23]

 META OLARAK KULLANICI BİLGİLERİ

Fuchs kullanıcı bilgilerinin reklam şirketlerine belirli bir fiyata meta olarak satıldığını ileri sürer. Bu fiyatın ifade ettiği değer, yatırımda bulunulan sabit ve değişken sermayeden daha büyüktür. Yine Fuchs’a göre bu metada mevcut artı değer medya kullanıcıları ve çalışanları tarafında üretilir. “Aradaki fark, kullanıcılara ödenme yapılmaması, ve dolayısıyla sonsuz ölçüde sömürülmesindedir”.[24] Marx’tan hareketle kullanıcı faaliyetlerinin değer üretemeyeceğine yukarıda değinmiştik. Ama burada başka bir soru karşımıza çıkıyor: kullanıcı bilgileri alınıp satıldığına göre onların bir meta olduğu söylenebilir; ama kullanıcı bilgileri ne zaman metalaşıyor? Bir ham madde olarak, yani algoritmik sistemler tarafından kullanılabilir bilgi haline getirilmeden önce mi yoksa getirildikten sonra mı? Fuchs bu konuda net değil. Fuchs bir yandan dijital medya “tüm kişisel bilgileri ve kullanıcı davranışlarını toplar ve her ikisini metalaştırır” der, ama diğer yandan kullanıcı aktivitesinin halihazırda üretken emek olduğunu iddia eder. Öyleyse kullanıcı verileri kullanılabilir bilgi haline getirilmeden önce zaten metadırlar. Yani Fuchs’un ikinci tezi kullanıcı bilgilerinin “metalaştığı” sürecine dair ileri sürdüğü tezle çelişmektedir.[25]

İnternetteki kullanıcı faaliyetinden farklı olarak bir işçi sahip olduğu işgücünü kapitaliste meta olarak satar. İşçinin emek süreci emeğinin karşılığı olan değerden ve karşılığında herhangi bir ücret almamasına rağmen ürettiği artı değerden ibarettir. Eğer medya kullanıcı faaliyeti halihazırda değer üretiyorsa o zaman bu, ham kullanıcı bilgisini meta yapar. Eğer kullanıcı bilgisi ilgili algoritmik sistemler tarafından “metalaştırılıyor”sa o zaman kullanıcı bilgileri bu süreç öncesi meta değillerdir. Keza Fuchs insanlık tarihinin en büyük skandalını keşfettiğini sandığı için (sonsuz sömürü) değer üretiminin kaynağının medya kullanıcıları olduğu vurgusuyla yetinir.

FUCHS, MARX’A KARŞI

Fuchs’un yaptığı bazı amatör hesaplamalar dijital değer üretimi ve medya şirketlerinin elde ettikleri kar oranları arasındaki ilişkiyi aritmetik olarak da kanıtlanabileceği izlenimi uyandırır.[26] Halbuki biraz yakından incelendiğinde Fuchs’un yaptığı işlem farklı büyük medya şirketlerinin pazardaki kar payları ve kullanıcı sayısı üzerinden yürüttüğü toplama çıkarma çarpam ve bölmeden ibarettir. Buradan Fuchs güya kullanıcı başına düşen değer üretimini kanıtlamaya çalışacak! Öncelikle şunu belirtmek gerek: kullanıcıların medya platformunda geçirdikleri zaman ile kullanıcı sayısı çarpıldığında çıkan sayı Fuchs’un sömürü tezini kanıtlamaz. Ayrıca sömürü tezi medya şirketlerinin asıl kar kaynaklarını (işveren-çalışan, finans, reklam sektörü) tespit etmek yerine kaynağın kullanıcıların kendisi olduğunda ısrar eder. Yani Fuchs Marksizm adına yanlış kavram tanımlamaları ve aritmetik şarlatanlıklar ötesinde değerin kaynağı çarpıtır. Şirket değeri, finansal rant vb. Fuchs’un eleştirmenleri tarafından zaten parmak basılan noktalar. Fuchs’un bu konularda herhangi bir fikir belirtmişliği yok.

Bitmedi. Fuchs’un sömürü tezinin Marx’ın sömürü oranı ve kriz teorisiyle çelişen birkaç unsuru var. Marx’ta sömürü oranı üretilen artı değerin değişken sermayeye oranı (sömürü oranı = artı değer / değişken sermaye) şeklinde tanımlanır. Buna karşın sabit sermaye, makine gibi üretim araçları edinmek için kullanılan para-sermayedir. Fuchs’a göre internet kullanıcıları herhangi bir ücret almadıkları için ve buna rağmen ve hatta bunun sonucu olarak dijital çağda dolaşımda bulunan değerin büyük bir bölümünü ürettikleri için yeni tip bir üretken emek gerçekleştirmektedirler. Buna göre dijital üretken emek artı değer üretir ama değişken sermayesi sıfıra eşittir. Bundan dolayı Fuchs sonsuz sömürüden bahseder. Bir kere böyle bir denklemin aritmetik bir karşılığı yok. Paydası sıfır olan bir kesir tanımlanamaz.[27] İkinci olarak, bu sorunun farkında olsa gerek ki Fuchs buna şöyle bir çözüm önerisi getirmeye çalışır: medya şirketlerinde çalışan ücretli emekçiyi temsil eden değişken sermaye ile ücretsiz kullanım emeği sömürülen internet kullanıcıları. Fuchs’un formülü şu şekilde: sömürü oranı = artı değer / (değişken sermaye 1 + değişken sermaye 2).[28] Bu formül sıfır paydası sorununu çözer gibi gözükür ama kullanıcıların varsayılan değer üretimi teziyle çelişir. Kullanıcıların sözde değer üretimi, değer ürettikleri varsayılsa bile, ücretli medya çalışanlarının ürettikleri artı değerden ayrı hesaplanamaz. Tersine, eğer kullanıcılar değer üretiyor olsalardı bile bu halihazırda üretilen değere bir ek olurdu, ama Fuchs’a göre durum tam tersi: asıl değer kaynağı internet kullanıcıları, medya çalışanları değil. Şimdi de bu iddianın Marx’ın kar oranlarının düşme eğilimi ve aşırı üretim krizine tesirlerini ele alalım.

Marx’ta kar oranı artı değerin sabit ve değişken sermayenin toplamına olan oransal ilişkisi olarak tanımlanır: kar oranı = artı değer / (sabit sermaye + değişken sermaye).[29] Fuchs’un sömürü tezine göre kullanıcıların ücretsiz çalışmalarından dolayı sıfırlanan değişken sermaye sonucu maksimum seviyeye ulaşan artı değer üretimi şirketlerin nasıl bu kadar çok kar yapabildiklerini açıklamaktadır. Bu demek oluyor ki, medya şirketleri ücretsiz internet kullanıcı emeği oldukça değirmenlerine istedikleri kadar su taşıyabileceklerdir, sonuç olarak kar oranları asla düşmez. Buna karşın Marx kar oranlarının belli bir süre sonra düşeceğini belirtir; bunun kapitalist üretim tarzının özel bir ifade biçimi olduğunun altını çizer.[30]

Son olarak kriz. Diyelim ki gerçekten de medya kullanıcıları değer üretiyor, bunun karşılığında ücret almıyor ve sonuç olarak sonsuz derecede sömürülüyorlar. Bu durumda değerin ya da metanın aşırı üretiminden veya gerektiğinden az tükeltiğinden bahsedilebilir mi? Eğer böyle olsaydı Fuchs, Marx’ın ekonomik yasalarının dijital medya ekonomisi bağlamında revize edilmesinden yana olması gerekirdi. Burada Fuchs’un karşılaştığı ikilem şu şekilde özetlenebilir: ya Fuchs’un sonsuz sömürü iddiası doğru ‒ ama bu durumda Marx’ın tüm politik ekonomisini yeniden yazmak zorunda kendisi, ki bu da zaten Fuchs’un ilk başta itiraz ettiği İtalyan otonomcuların eğilimi ‒ ya da Fuchs bu iddasından vazgeçecek. Neredeyse bütün temel iddiaları Marx’la çelişen bir “Marksist” medya teorisinden Fuchs’un vazgeçmesi yine zayıf bir ihtimal: Fuchs’u Fuchs yapan onun bu egzantrik iddiaları ve bu iddialar doğrultusunda yaptığı bir yığın yayın.

 SONUÇ

Nasıl oluyor da Fuchs, Marx’ın teorisini internet ekonomisine uyarlamaya çalışmak için kollarını sıvamışken Marx’ın temel ekonomik yasalarıyla çelişen bir kuram geliştirebilir diye şaşıranlar olabilir. Bir açıdan teorinin soyut-kavramsal alanlarında Fuchs’un şurada veya burada yaptığı hatalar, içine düştüğü çıkmazlar için “bunlar saf teorik hatalardır” denilebilir; ama Fuchs bunu yeni bulduğu bir sloganla da birleştirmek istemektedir: “Tüm Dünyanın Dijital İşçileri, Birleşin!”[31] Burada bu sloganın empoze ettiği mesaj ilk bakışta Marx’ı çağrıştırsa da tezlerin içeriği yukarıda da belirttiğimiz üzere Marx’a son derece yabancıdır.

Meselenin kaynağı Fuchs’un en büyük teorik çabasından kaynaklanıyor, ki bu da zaten onun en tutarsız yanı: internet kullanıcılarının sonsuz sömürüsü. Burada karşımıza iki seçenek çıkıyor: ya NetKöleleri tezi savunulmaya devam edilecek ya da bu iddia tamamiyle terk edilecek. Fuchs’un ikinci seçeneği tercih edeceği düşük bir ihtimal olsa da bizim bu sömürü tezini savunmamızı gerektiren bir neden yok. Bunun dışında ama Fuchs’un şu sorularını değerlendirmekte fayda var: ticari bir amaç gütmeyen bir internet mümkün mü? Medya kuruluşlarının tüm izleyici bilgileriyle ilgili ve finansal operasyonlarıyla ilgili bir uluslararası dijital gözlem mekanizması oluşturulabilir mi? Daha şeffaf bir bilgi ağı ve operatörler sistemi oluşturmak için nasıl pratikler düşünülebilir? Bu sorular listesi daha uzatılabilir; ama onların içinde olmaması gereken bir madde varsa o da sınırsız sömürü sorunu.

[1] Bu konunun daha etraflıca tartışıldığı bir yazı için bkz. Kaan Kangal. 2016. “The Karl Marx Problem in Contemporary New Media Economy: A Critique of Christian Fuchs’ Account”Television & New

Media 17 (5), 416-428.

[2]Kara Defterler Heidegger’in faşist kimliğini en yalın çıplaklığıyla gözler önüne seren günlüklere verilen isim.

[3] Maurizio Lazzarato, 1996. “Immaterial Labor.” In Radical Thought in Italy: A Potential Politics, edited by Paolo Virno and Michael Hardt, 133–50. Minneapolis: University of Minnesota Press, 143-44.

[4] Michael Hardt ve Antonio Negri. 2004. Multitude: War and Democracy in the Age of Empire. New York: The Penguin Press, 108.

[5] Michael Hardt ve Antonio Negri. 2000. Empire. Cambridge: Harvard University Press, 293.

[6] Michael Hardt ve Antonio Negri. 2004. Multitude: War and Democracy in the Age of Empire. New York: The Penguin Press, 108.

[7] Christian Fuchs. 2014. Digital Labour and Karl Marx. New York: Routledge, 252.

[8] Christian Fuchs. 2014. Digital Labour and Karl Marx. New York: Routledge, 362.

[9] Christian Fuchs. 2010. “Labor in Informational Capitalism and on the Internet.” The Information

Society 26, 188; Christian Fuchs. 2012. “The Political Economy of Privacy on Facebook.” Television & New

Media 13 (2), 141; Christian Fuchs. 2014. Digital Labour and Karl Marx. New York: Routledge, 102; 2015, 67–68.

[10] Adam Arvidsson ve Elanor Colleoni. 2012. “Value in Informational Capitalism and on the Internet.” The Information Society 28, 136.

[11] Mark Andrejevic. 2015. “Personal Data: Blind Spot of the ‘Affective Law of Value?’” The

Information Society 31, 6–7.

[12] Bruce Robinson. 2015. “With a Different Marx: Value and the Contradictions of Web 2.0 Capitalism.” The Information Society 31, 50.

[13] Dal Yong Jin ve Andrew Feenberg. 2015. “Commodity and Community in Social Networking: Marx and the Monetization of User-Generated Content.” The Information Society 31, 53, 57.

[14] César R. S. Bolaño ve Eloy S. Vieira. 2015. “The Political Economy of the Internet: Social Networking Sites and a Reply to Fuchs.” Television & New Media 16 (1), 57–58.

[15] Karl Marx. 1996. “Capital: A Critique of Political Economy. Volume I.” kaynak: Karl Marx and Frederick Engels, Collected Works. Vol. 35. Moscow: Progress Publishers, 188.

[16] Karl Marx. 1965. “Theorien über den Mehrwert” Werke 26.1. Berlin: Dietz, 146, 152, 181–82, 240, 256–58, 329, 385–86; ayrıca bkz. Karl Marx. 1962. “Das Kapital. Kritik der politischen Ökonomie. Erster Band. Buch I: Der Produktionsprozeß des Kapitals”, Werke 23. Berlin: Dietz, 382, 674.

[17] Ayrıca bkz. Kaan Kangal. 2017. “Sean Sayers’ Concept of Immaterial Labor and The Information Economy”Science & Society 81 (1): 124-132; Sean Sayers. 2017. “Immaterial Labor and The Information Economy: Reply”Science & Society 81 (1): 133-136. Bir görüngü biçimi olarak gayrimaddilikten hareketle Marx, otonomcu yorumcuların aksine bu gayrimaddiliğin vücutlaştığı bir toplumsal sınıfın olduğu sonucunu çıkarmaz. Buna ek olarak: Emeğin, üretimin ve üretilen ürünün görüngüsel gayrimaddiliği emeğin değer üreten veya üretmeyen bir emek tipi olmasında bir kriter değildir. Dolayısıyla maddi veya maddi olmayan emek, üretim ve ürüne müdahil öznelerin farklı sınıflara mensup olduğu sonucuna varmak tutarsız bir çabadır.

[18] Karl Marx. 1965. “Theorien über den Mehrwert” Werke. 26.1. Berlin: Dietz, 385–86.

[19] Marx, Karl. 1987. “Economic Works 1857–1861.” kaynak: Karl Marx and Frederick Engels, Collected Works. Vol. 29, Moscow: Progress Publishers, 272.

[20] Karl Marx. 1962. “Das Kapital. Kritik der politischen Ökonomie. Erster Band. Buch I: Der Produktionsprozeß des Kapitals”, Werke 23. Berlin: Dietz, 407.

[21] A.g.e., 407.

[22] A.g.e., 308.

[23] Burada şu notu düşmekte fayda var: sermaye ve emek arasındaki dolayımsız değişim ilişkisinde üretken emeği üretken olmayan emekten ayıran emeğin sermayeyi dolayımsız üretiyor (çoğaltıyor, zenginleştiriyor) olmasıdır. Örneğin bir fabrikada tek seferlik bir makine tamiri veya tiyatroda sahne zemnini onarma işinde tutulan ustalar ile fabrika veya tiyatro sahipleri arasında yine para değişimi söz konusu olmasına rağmen burada sarfedilen emek sermayeyi dolayımsız olarak üretmez; dolayısıyla üretken olmayan emektir.

[24] Christian Fuchs. 2012. “The Political Economy of Privacy on Facebook.” Television & New Media 13 (2), 143

[25] Christian Fuchs. 2010. “Labor in Informational Capitalism and on the Internet.” The Information Society 26, 147.

[26] Christian Fuchs. 2015. “Against Divisiveness: Digital Workers of the World Unite! A Rejoinder to César Bolaño.” Television & New Media 16 (1), 67–69.

[27]Buna Andrejevic de işaret eder. Bkz. Mark Andrejevic. 2015. “Personal Data: Blind Spot of the ‘Affective Law of Value?’” The Information Society 31, 9.

[28] Christian Fuchs. 2012. “The Political Economy of Privacy on Facebook.” Television & New Media 13 (2), 145.

[29] Karl Marx. 1965. “Das Kapital. Kritik der politischen Ökonomie. Dritter Band. Buch III: Der Gesamtprozeß der kapitalistischen Produktion kaynak: Werke. 25, Berlin: Dietz, 251.

[30] A.g.e., 223

[31] Christian Fuchs. 2015. “Against Divisiveness: Digital Workers of the World Unite! A Rejoinder to César Bolaño.” Television & New Media 16 (1): 62–71.