Şeriatçı kapitalist karşı devrimin tamamlayıcı son halkası ‘müfredat reformu’: Medreseden öte ‘değerler eğitimi’ altında her dersin din dersine dönüştürülmesi

 

Adnan Gümüş

Dört çocuğumun dördü de imam hatipli. Sizler mensubu olmaktan şeref duyduğum imam hatipliler, sadece bu milletin değil tüm ümmetin de umudusunuz.” “Osmanlı’nın son dönemlerinde ülkenin en önemli ilim ve irfan kaynakları olan medreselerin yozlaşması büyük sıkıntıya yol açmıştır. Cumhuriyetle birlikte bunların toptan kaldırılması daha büyük kayba ve boşluğa neden olmuştur. İmam Hatipler, İlahiyat Fakülteleri elbette çok önemli hizmetleri ifa ediyor. Eğitim gücü ve derinliği bakımından bu kurumların medrese geleneğinin binlerce yıllık birikimine henüz yetişemediği ortadadır. Son birkaç yüzyıldır dünyaya hâkim olan düzen artık çatırdamaktadır.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

(28 Nisan 2016, ÖNDER  İmam-Hatip Okulları Mezunları ve Mensupları Derneği tarafından düzenlenen “İmam Hatip Gençlik Buluşması”)

SORUNUN TANIMLANMASI

Milli Eğitim Bakanlığı, 13 Ocak’ta ilkokuldan lise sona (1. sınıftan 12. sınıfa) müzikten fiziğe tüm ders programlarında (53 farklı başlık halinde 180’nden fazla ders müfredatında) reform çalışması başlattığını açıkladı, 24 Şubat itibariyle bu taslakları tamamlayacağını duyurdu.

AKP’nin 2012’de yaptığı, 4+4+4 olarak ifadesini bulan okul tür ve kademeleri ile ilgili toptancı, dinci- mezhepçi reformun içerikle ilgili kısmını yine toptancı bir şekilde getirilen bu müfredat reformu tamamlamaktadır.

Eğitim Sen 5. DEK Taslak Raporunda, bu dincileşme süreci “Resmi İslamizasyon Alanı” ve “Sivil Resmi İslamizasyon Alanı” şeklinde iki başlıkta toplanmakta ve şu şekilde sayılmaktadır:

  1. a) Resmi İslamizasyon Alanı;
  • Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB). Diyanet TV, Diyanet Yayınları, Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
  • DİB’e bağlı Kur’an Kursları (yükseköğretim yurtları da dahil)
  • MEB Din Dersleri, İmam Hatip Ortaokulları, İmam Hatip Liseleri, Kutlu Doğum Haftaları
  • YÖK – İlahiyat Fakülteleri, Temel İslam İlimleri Fakülteleri, Türk Dili ve Edebiyatı vb. bölümler, Arap Dili vb. bölümler, Tarih bölümlerinin bir kısmı, Lisansüstü programlar
  • SHÇEK, SB, AB ve birçok kamu kurumunda din görevlisi bulundurulması
  • Okul, üniversite ve tüm kamu kurumlarından mescit bulundurulması
  • Din işleri ile ilgili bütçeleme
  • İl Özel İdaresi dini yatırımları
  • Belediyelerde din görevlisi çalıştırma ve dini yatırımlar
  1. b) Sivil Resmi İslamizasyon Alanı;
  • Türk Diyanet İşleri Vakfı (TDV)
  • Cami Dernekleri
  • Dini Vakıflar
  • Özel Kur’an Kursları
  • Dini Vakıf Özel Yuvaları
  • Dini Vakıf Özel Okulları
  • Dini Vakıf Üniversiteleri
  • Dini Vakıf Yurtları
  • Dini Vakıf ve Cemaatlere Bağlı Çeşitli Burs ve Yardımlar
  • Dershaneler
  • Hac Organizasyonları
  • Dini Yayın ve Dağıtım
  • Dini Yayın, TV, Radyo, Gazete
  • Dini Paylaşım Siteleri
  • Dini Cemaatlere Bağlı Öğrenci Evleri, Işık Evleri
  • Dini Partiler
  • Cemaat Şirketleri

Bu yazının ana savı; 1773’lerden başlatılabilecek Osmanlı ve Türkiye aydınlanma, hümanizma ve demokratikleşme sürecine karşıtlığın, bir diğer deyişle Türkiye’nin dincileştirilmesinin (Sünni İslamizasyonun) en önemli ayağının, tüm bu sayıların en önemlisinin okul öncesinden 12. sınıfa örgün eğitimin dincileştirilmesi (İslâmizasyonu) olduğudur ki son toptancı müfredat reformu da bu dincileşmenin son büyük ayağını oluşturmaktadır.

Bu müfredat reformuyla tüm okullar sadece medreseleşmiyor (bu zaten 2012’deki 4. sınıftan 12. sınıfa her sınıfta 1 zorunlu 3 seçmeli 33 din dersi ile tamamlanmış idi), daha ötesi her ders “din dersine” dönüştürülüyor.

Üçüncü bir tespit daha yapılırsa, Selçukludan Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetine medrese sistemi de dâhil bu kadar ağır bir dincileşme ve mezhepçileşme tarih boyunca hiç yaşanmamıştı.

PROGRAMLAMA ANLAYIŞI

Bu yazının esasını, reformun esprisini oluşturan şeriatçı “değerler eğitiminin” değerlendirilmesi oluşturmakla birlikte programlama yaklaşımındaki eksiklikler ve hatalar da aslında ne yapılmak istendiğini deşifre ediyor. Yani bu yapılanın bilimsel pedagojik ilke ve içeriğe oturmadığını gösteriyor. Önce bariz programlama eksiklik ve hatalarının bazıları sayılacaktır:

1- Taslak müfredatları incelemek ve öneriler sunmak üzere tanınan sürenin öğretmenlere bir hafta (13 Ocak-20 Ocak) ve kamuoyuna üç hafta (13 Ocak-6 Şubat) ile sınırlanmış olması hiçbir programlama anlayışına dayanmamaktadır, bu süreler çok kısa ve yetersizdir.

Tüm bu eleştirileri dikkate almayı bir yana bırakalım, Bakanlıktan 21 Şubat’ta basına düşen son haber Antalya’da toplandıkları ve gelen 165 binden fazla görüşü değerlendirerek iki gün içinde (24 Şubat’a kadar) programlara son halini verecekleri yönündedir.

2-Reform çalışmalarının en kritik basamağı reform amaçlarının, gerekçelerinin ve yol haritasının oluşturulduğu, taslak halinde omurgasının şekillendiği hazırlık süreçleridir. Ön hazırlık sürecine en başta bazı Eğitim Fakülteleri ve bazı Eğitim Sendikaları olmak üzere (örneğin Eğitim Sen) ilgili taraflar yeterince dâhil edilmemiş bulunuyor.

3- Bir müfredat değişikliği için bazı önşartların yerine getirilmesi ve açıklığa kavuşturulması gerekiyor ki ona göre programlama yapılabilsin. Bakanlığın açıklamalarında da yer alan ve henüz kararlaştırmadıklarını belirttikleri pek çok husus, oluşturulacak müfredat dokusunu doğrudan etkileyecek, dolayısıyla ciddi emek, zaman, maddi kayıpla birlikte, daha önemlisi bir kuşağın da kaybedilmesi ile birlikte yeniden başa dönülmek zorunda kalınacaktır. Bunlardan bazıları şu şekilde sayılabilir:  

  1. Bakanlık açıklamasında okulöncesinin zorunlu olması konusunda bazı hazırlıklar yapıldığı belirtiliyor ki, böyle bir karar durumunda tüm müfredat dokusu değişeceğinden başta ilkokul olmak üzere hazırlanan müfredatlar yeni baştan değiştirilmek durumunda kalınacaktır.
  2. İlkokula başlama yaşının 5 yaş olması tartışmalı bulunuyor. Kaldı ki zorunlu okulöncesi programı uygulanırsa bu yaş dilimi okulöncesi yaşı olarak kabul edilmek durumunda kalınacaktır. Böyle bir durumda okulöncesindeki kazanımların ilkokulda tekrarlanmaması için müfredatlar yeniden değiştirilmek durumunda kalınacaktır.
  3. Bakanlık açıklamasında 5. sınıfın hazırlık olması konusunun araştırıldığı belirtiliyor ki, böyle bir durumda da tüm ortaokul ve ortaöğretim programları sil baştan değiştirilmek durumunda kalınacaktır.
  4. Mevcut 4+4+4 kademelendirmesi olumlu sonuçlar getirmemiş olup, müfredatlardan önce bu kademelendirmenin tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Böyle bir kademe yapısının değişmesi durumunda ise tüm müfredat dokusu yeniden değiştirilecektir.
  5. Ortaokul düzeyinde İmam Hatip Ortaokulu ayrışması sorunlu olup TEOG sınavlarında görüldüğü üzere başarılı sonuçlar vermemektedir.
  6. Mesleki eğitim konusunda çeşitli tartışmalar sürmektedir. Gerek ortaokul gerek ortaöğretim düzeyinde okul türlerinin değişmesi tüm müfredat dokusunu değiştirecektir.
  7. Bakanlık akademik takvim konusunda da henüz kararsız bulunmaktadır. Akademik takvim (eğitim öğretim yılının kaç hafta olacağı, sınavlar vb.) tüm müfredat dokusunu değiştirecektir.
  8. Okullar arasında haftalık ders saatleri farklılaşmaktadır. Hangi kademede haftalık kaç saat ders olacağı tüm müfredat dokusunu değiştirecektir.
  9. Ders-alan ağırlıkları da açıklığa kavuşturulmamış bulunmakta olup alan ağırlıklarında yapılacak bir değişiklik (örneğin bir dersin zorunlu olup olmayacağı, 2 veya 3 saat olup olmayacağı) tüm müfredat dokusunu etkileyecektir.
  10. AİHM kararları bulunan zorunlu din dersleri ile ilgili hukuk sürecine uyulması durumunda bile müfredatlarda değişikliğe gidilmesi gerekecektir.

4-Müfredat değişikliklerinin toptancı ve aceleci (2016-2017’de uygulanmak üzere) yapılmasının ötesinde pilot uygulamalarının yapılıp etki ve süreç analizlerinin de öngörülmemiş olması programlama yaklaşımının ciddi eksiklikler ve hatalar içerdiğini gösteriyor. Eğer bu durum bir eksiklik veya hata sayılmayacaksa büyük bir ciddiyetsizlik veya örtülü bir ajanda bulunuyor demektir.

Bu sayılan eleştiriler; bazıları içeriğe ilişkin de olmakla birlikte daha çok programlama sürecinin yönetimine karşılık gelmektedir.

Bu toptancı müfredat değişikliğinin ana kastı ise açık olarak da ifade edilmekle birlikte örtük (gizli, saklı) amacını da içeren boyutu bunlar değildir. Yeni müfredatlar, buralarda öngörülen kazanımlar tek bir başlık hariç eskisinden daha yenilikçi veya daha farklı bulunmamaktadır.  Bu reforma esas olan farklılık, tüm müfredatlara DEĞERLER EĞİTİMİ (değerler öğretimi) başlığı eklenmiş olmasıdır yani müfredat reformunun ana amacını (açık ve örtük ajandasını) değerler eğitimi altında “dini-Sünni normların” tüm derslere yedirilmesi oluşturmaktadır.

Bu müfredat değişikliklerinin anlaşılması için püf noktası, “değerler eğitimi”nden kastın ne olduğunun anlaşılmasına bağlı bulunuyor.

REFORMUN KODLARI 2007’DE İMAM HATİPLİLER TARAFINDAN AÇIKLANMIŞTI

“İmam-Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER)”nin Milli Eğitim, YÖK, milletvekili, üst kurum, sendika, vakıf ve basına gönderdiği, müçtehit İslâm Hukuku Profesörü Hayreddin Karaman’ın da Yeni Şafak’ta 15.07.2007’de yazdığı köşe yazısı (“Bu sese kulak verelim!”, Yeni Şafak, 15.07.2007) son 6 yıldır yapılanları tek tek sıralıyor:

“1- Eğitim sistemimizi alt üst eden, eğitim haklarına aykırı bir şekilde uygulanan farklı katsayının acilen kaldırılmasını, ayrıca İHL mezunlarının bazı yükseköğretim programlarına girişlerinin engellenmesine dair çağdışı uygulamalara son verilmesini,
2- Temel insan haklarına aykırı bir şekilde uygulanan ve sosyal barışımızı zedeleyen kılık kıyafet yasağının tüm kamuda ve eğitim kurumlarında bir an önce sona erdirilmesini,
3- Eğitim seviyemizin ve insan kaynağı verimliliğinin yükselmesi için zorunlu eğitim süresinin artırılması ve okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasını, ancak ilköğretim 4. veya 5. sınıftan sonra yetenekler, iş alanları ve eğilimler göz önüne alınarak tercihli eğitime geçilmesini, böylece öğrencinin istediği üst okula devam edebilmesi hakkının verilmesini, bunun yanında örgün eğitim dışındaki alternatif eğitim seçeneklerinin artırılmasını,
4- Din eğitimi ve Kur’an eğitiminde tüm yasaklayıcı kararlara son verilmesini; yetişkinlerin ve çocukların doğru din eğitimi ve Kur’an eğitimi alabilmesi için düzenlemelerin yapılmasını,
5- Halkımızın bağışları ve çabalarıyla yapılmış ancak bugün amacı dışında kullanılan İHL binalarının yapılış gayesine uygun olarak tekrar eğitimin hizmetine verilmesini ve ihtiyaç olan yerlerde yeni İHL’lerin açılmasını,
6- Ordudaki din subaylığının gelişmiş tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi aktif hale getirilmesini ve bu çerçevede İHL mezunlarının Harp Okulları’nda okuyabilme imkanının sağlanmasını,
7- Hastanelerde din hizmetlerinin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını,
8- Din hizmetlerinin görülmesinde ve dini düşüncenin oluşmasında ciddi işlevlere sahip bulunan İlahiyat Fakülteleri’nin düşürülen kontenjanlarının talepler doğrultusunda arttırılmasını ve kapatılan İlahiyat Fakülteleri’nin açılmasını, (…)”

  1. ve 19. Şura bu taleplerin karşılanması, hatta fırsat bulunmuşken 2007’de öngörülen taleplerin de ötesine geçilerek cihatçı-şeriatçı okul ve müfredatın tamamlanması anlamına geliyor.

Bu son müfredat reformu olarak sunulan taslak da tüm derslerin dine uyarlanması halinde sürecin tamamlayıcı son halkasını oluşturuyor.

TÜM OKULLARIN MEDRESELEŞTİRİLMESİ

  1. MEŞ-Milli Eğitim Şurası, devamında 2012’de İmam Hatiplerin ortaokul seviyesinde açılması (9 yaşa düşürülmesi), İmam Hatip Ortaokulu ve Liselerinin yaygınlaştırılması, 5. sınıftan 12. sınıfa zaten var olan 9 zorunlu din dersine ek olarak her sınıfa üç şeriat dersi daha eklenmesi (24 seçmeli dersin daha eklenmesi), kılık kıyafet özgürlüğü söylemi altında dini kıyafetlerin serbest bırakılması, kutlu ders kitaplarının dini açıdan yeniden gözden geçirilmesi, değerler eğitiminin tüm kademe ve tüm dersler için yaygınlaştırılması, hafızlık için çoçukların 9 yaşında izinli ve ortaokulun birinci sınıfına (5. sınıfa) denk sayılması, doğum haftaları gibi uygulamalar tüm okulların İmam Hatipleştirilmesi yani medreseye dönüştürülmesi için temel adımları oluşturmuş bulunuyor.

Ortaokulda Suudi Arabistan’da her sınıfta 9 saat, Türkiye’de seçmelilerle birlikte 8 saat din (şeriat) dersi bulunmaktadır.

Lise düzeyinde ise Suudi Arabistan’da 10. sınıfta ve Fen Bilimleri Bölümlerinin 11. ve 12. sınıfında 5’er saat, Türkiye’de seçmelilerle birlikte 7’şer saat şeriat (din) dersi yer almaktadır.

Tablo; Suudi Arabistan Sınıf Geçme Sistemi Genel Lise Haftalık Ders Çizelgesi (Erkek)

Ders Grupları Dersler Ortak Arapça ve Şeriat Bilimleri Tabiat Bilimleri
1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf
Şeriat İlimleri Kur’an-ı Kerim 1 3 3 1 1
Tefsir 1 2 2 1 1
Hadis 1 2 2 1 1
Tevhid 1 2 2 1 1
Fıkıh 1 3 3 1 1
Arap Dili

Bilimleri

Nahiv ve Sarf 1 3 3 2 2
Belagat 2 2
Edebiyat 1 2 2 1 1
Okuma 2 1 1
Kompozisyon 1 1 1
Toplumsal

Bilimler

Tarih 1 1 1
Coğrafya 1 1 1
Psikoloji 1
Sosyoloji 1
Vatandaşlık

Eğitimi

1 1 1 1 1
Bilimler

(Ulûm)

Fizik 2 4 4
Kimya 2 4 4
Biyoloji 2 4 4
Yerbilim 1 1
İngilizce 4 4 4 4 4
Matematik 5 6 6
Bilgisayar 2 2 2 2 2
Kütüphane ve Araştırma 1 1 1
Beden Eğitimi 1 1 1 1 1
Etkinlik 2
Ders sayısı 21 18 18 16 16
Ders saatlerinin toplamı 35 33 33 35 35

Kaynak: www.p.hailsa.gov.sa, 02/04/2013. Yusuf Basri Gündoğdu, “Suudi Arabistan Okul sistemi” Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi [2013] sayı: 35

Suudi Arabistan’da Arapça ve Şeriat İlimleri bölümü İmam Hatip’e denk düşmekte olup 10. sınıfta 5 saat, 11. ve 12. sınıfta 14’er saat şeriat (din) dersi yer alırken, Türkiye’deki İmam Hatiplerde seçmelilerle birlikte her yıl 30 saate kadar din dersi (şeriat dersleri) bulunmaktadır.

KARŞI DEVRİMİN SON HALKASI

Bu müfredat reformu, tüm okulların medreseye dönüştürülmesinden daha öte bir anlam ve önem arz ediyor: Değerler eğitimi altında tüm derslerin dine uyarlanması veya din dersine dönüştürülmesi.

Bu sürecin ayaklarını 1947’lerden başlayarak din derslerinin ve 1973’te dini esaslı ahlâk dersinin müfredata eklenmesi, 12 Eylül Anayasasında bu ikisinin birleştirilmesi ve zorunlu hale getirilmesi oluştursa da 18. ve 19.MEŞ-Milli Eğitim Şurası dinin öğretiminin ötesinde dinci-şeriatçı eğitime geçişi temsil etmektedir. Bu müfredat reformu ise bu dönüşümün tamamlandığı son halkadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Aralık 2014’teki 19. Şura’da tüm eğitimin değerler eğitimine oturtulması gerektiğini, bunun çekirdeğini de dini jargonla Allah’ı, Kur’an’ı anlamak olan “hikmetin” oluşturması gerektiğini ifade ediyordu: “Tüm yasakları kaldırmak istedik. Katsayı, başörtü, dil, belli derslere yasaklar vardı, onları kaldırdık. Eğitimi öğrenci formatlamak diye gören bir zihniyet çok engeller çıkardı. Eğitimi özgürlükle seçme hakkıyla tercih hakkıyla buluşturduk. Eğitimi insan formatlamak, at yarışındaki gibi yarıştırmak… Kendi yeteneklerine göre, sınav için değil, iş bulmak için, kariyer için değil eğitim; bilgi hikmete ulaşmak için eğitim. Değerler eğitimi… tüm reformlar buna yönelik.”

  1. Eğitim Şurası’nda din ve değerler eğitimine yönelik kararlar alınmış bulunuyor:
  • Okulöncesinde değerler eğitimine yer verilmesi,
  • Değerler eğitimine öğretim programlarında etkin bir şekilde sarmallık anlayışıyla yer verilmesi,
  • Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinin öğretim programları ve ders çizelgelerinden “Alkollü İçki ve Kokteyl Hazırlama” dersinin kaldırılması; Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinde 10. Sınıftan itibaren staj amacıyla tesis ve kurumlara gönderilen öğrencilerin alkollü içki servisi yapılan ya da alkollü içecek hazırlanan bölümlerde staj yapma faaliyetlerinin kaldırılması,
  • Kutlu Doğum Haftası, Aşure Gününün Belirli gün ve haftalar kapsamına alınması
  • İlkokul 1., 2. ve 3.  Sınıflara Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin konulması. İlkokul 1.,2,3. Sınıflar için hazırlanacak olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretim programlarında çoğulcu anlayışa yer verilmesi,
  • Liselerde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin 2 saate çıkarılması,

Bakanlık, resmi web sitesindeki “müfredat reformu” ile ilgili açıklamasında da“Öğretim Programlarında Temel Konuları”

  • Atatürkçülük ve
  • Değerler Eğitimi olarak saymaktadır.

“Değerler eğitimi” altında

1-Milli değerler,

2-Manevi değerler,

3-Evrensel değerler,

4-Ahlaki değerler,

5-Tarihi değerler,

6-İnsani değerler,

7-Farklı kültürleri tanıma,

8-Duygu, düşünce ve davranışlarını kontrol etme,

9-Kültürel mirası benimseme ve koruma,

10-Maddi ve manevi paylaşım, kardeşlik, yardımlaşma,

11-Aileyi ve aile birliğini önemseme,

12-Olumlu olumsuz değerleri ayırma,

13-Olumlu değerleri benimseme, sahiplenme ve geliştirme-yayma

konuları sayılıyor.

 

ÖĞRETİM PROGRAMLARINDA TEMEL KONULAR (Müfredat Reformu Taslağından)

ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk gençliğine emanet ettiğinin bilincinde olan bireyler yetiştirmek, Cumhuriyet’in kurulmasında üstlendiği roller hususunda derinlemesine bilgi sahibi olunmasını sağlamak programların hedefleri arasındadır. Ayrıca öğrencilerin millî mücadelenin tam bağımsızlık mücadelesi olduğunu ve tam bağımsızlıktan asla taviz verilmemesi gerektiğinin de farkında olmaları beklenir. Bununla birlikte öğrencilerin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerini benimsemeleri ve eşit haklara sahip bir vatandaşı olmaktan mutluluk duymaları ve toplumun refah ve mutluluğunu geliştirmek adına, milletini çağdaş uygarlıklar düzeyinin üstüne çıkarmak için aklın ve bilimin rehberliğinde gereken azim ve kararlılıkla çalışması beklenir.

DEĞERLER EĞİTİMİ

Bireyin ulusal ve evrensel değerlere sahip olması, değerler eğitimini edinip özümsemesine bağlıdır. Bu amaçla bireyin bilişsel olarak ahlaki değerlerin bireysel ve toplumsal hayata yapacağı olumlu etkileri fark etmesi, olumlu ve olumsuz değerleri ayırt etmesi, kuralları sorgulaması gerekir. Bu, çevresindeki sosyal problemler veya ihtiyaçlarla grup, kurum ve sosyal örgütleri ilişkilendirmesi, eylemlerinin kendisinde ve çevresinde meydana getirdiği değişiklikleri izlemesi, eylemlerini gerekçelendirmesi, tarihî, millî ve manevi değerleri bilmesi ve benimsemesi, çevresindeki olayları anlamlandırması ve yorumlaması ile mümkündür. Bununla birlikte bireyin ahlaki değerlere önem vermesi, sahip olması ve geliştirmesi, olumlu değerlere uygun davranmaya ve değişik kültürleri tanımaya istekli olması, insanların birlikte yaşamalarını destekleyen değerleri koruma ve geliştirme konusunda sorumluluk üstlenmesi, dostça ve kardeşçe yaşamaya özen göstermesi, insanların ihtiyaçlarına duyarlı olması, duygu, düşünce ve davranışlarını kontrol edebilmesi, duyuşsal becerilerinin gelişimi ile doğrudan ilişkilidir. Ayrıca bireylerin temel insani değerlere uygun kuralları benimseme, bir soruna getirilen çözümlerde insani değerlere uygunluğu gözetme, kültürel mirası benimseme ve koruma konusunda duyarlı olma, maddi ve manevi paylaşımlarda bulunma, aileyi ve aile birliğini önemseme ve güçlendirme gibi hususlarda da gelişmesi söz konusudur.

 

“Atatürkçülük” çeşni olarak duruyor, ancak her bir ders müfredatında da “değerler” başlığı açılmış bulunuyor. Burada Türk Dili ve Edebiyatı Dersi taslak programından bir örnek verilecektir.

Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı  “(…) Değerlerimizi ve kültürel mirasımızı dilimizle koruruz ve aktarırız. Bu bakımdan dil ve edebiyat dersleri, saygı, hürmet, merhamet, dürüstlük, hoşgörü, bağlılık, doğruluk, nezaket, iyi niyet, milli bilinç gibi insani değerlerin aktarılmasında önemli birer araçtır. Öğrenme-öğretme sürecinde ve ders kitaplarında kullanılan okuma metinleri, verilen konuşma ve yazma konuları öğrencilerin milli, manevi ve evrensel değerlere ilişkin farkındalık geliştirmelerine katkı sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır. (…) Otobiyografiler, tarihsel öneme sahip insanların, örnek şahsiyetlerin, bilim insanlarının çalışkanlık, fedakarlık, kararlılık ve sebat ile birşeyleri nasıl başardıklarına ilişkin deneyimleri ve özlü sözleri değerlerin aktarımında etkili olacaktır.” (…) Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı ile öğrencilerde farkındalık oluşturulması, kullanılacak yöntem ve tekniklerle özümsemeleri ve tutuma dönüştürmeleri hedeflenen değerler ve bu değerlerin aktarılmasında kullanılabilecek örnek konu başlıkları Tablo 1’de sunulmuştur. (…)

Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Değerler ve Örnek Konu Başlıkları

Değerler Örnek Konu Başlıkları
Adalet Adil olma
Aile Aile birliği
Yardımseverlik Merhamet

Fedakârlık

İnanç ve ibadet Dua

Din sevgisi

Maddi ve manevi temizlik

Sabır Tahammül
Sevgi Doğa ve hayvan sevgisi

Vatan-millet sevgisi

Dil sevgisi

Ahlak Sözünde durma

İyilik ve cömertlik

Doğruluk, dürüstlük Samimiyet
Alçakgönüllülük Mütevazı olma
İktisat, kanaat, şükür Tutumlu olma
Saygı Farklılıklara saygı,

Anne babaya hürmet

Hoşgörü Farklılıklara karşı hoşgörü

İnanç, ibadet, dua, sabır, kanaat, şükür gibi dini kavramlar vurgulanırken

Konu başlıklarında insan hak ve özgürlükleri doğrudan hiç geçmemekte, “gerçekçilikten” söz edilmemekte; aksine geleneksel din, gelenek ve törelerin esasını oluşturan “normlara” gönderme yapılmaktadır. Bu durumda bile haksız kazanç, hırsızlık, suistimal, taciz, ayırımcılık vb. vurgulanmamaktadır.

Müfredattaki dokuzu zorunlu 33 din dersi zaten hangi “normlara” önem verildiğini yeterince göstermekle birlikte Bakanlığın “değerler eğitiminden” ne kastettiğini daha açık bir şekilde anlamak için reform taslağında yer alan “Ortaöğretim Seçmeli Temel Dini Bilgiler Dersi (İslam 1-2) Öğretim Programı”nda ifadesini bulan kazandırılacak becerilere bakılması yeterli olur:

 

  • “Dinî ve millî değerlerin yaşatılmasına yönelik bir dünya görüşüne sahip olma,
  • Dinin, milli kültürü oluşturan unsurların başında geldiğinin bilincinde olma (…),

 

  • Dini ve ahlaki değerleri benimseme (…)”

MEB her ne kadar reform taslağında din ile değerler eğitimi farklı iki unsurmuş gibi bir gizleme yolu tercih etmekle birlikte bakanlığın haftalık ders programlarında “Din, Ahlak ve Değerler” aynı grupta gösteriliyor ve buna ne düşünce eğitimi ne yurttaşlık bilgileri ne çevre veya Demokrasi ve İnsan Hakları gibi dersler ekleniyor.

Ensar Vakfı ve Değerler Eğitimi Merkezinin izleme çalışmalarında da “değerler eğitimi” olarak sadece din derslerini kayıt altına aldıkları görülüyor.

 

Ensar Vakfı ve Değerler Eğitimi Merkezi’nin müfredata konulan din derslerine ilişkin ‘Seçmeli Din Eğitimi Dersleri İnceleme ve Değerlendirme Raporu’ (2013/2014 için)

“Ortaokulda toplam öğrenci sayısı 1 milyon 221 bin civarında. Bu öğrencilerden yüzde 52’si (647 bin) Kur’an-ı Kerim dersini, yüzde 34’ü (426 bin 836) Hz. Muhammed’in Hayatı dersini, yüzde 17’si de (212 bin 134) Temel Dini Bilgiler dersini tercih etti. Lisede öğrencilerin toplam sayısı 1 milyon 343 bin. Bu öğrencilerden yüzde 39.7’si (573 bin 362) Hz. Muhammed’in Hayatı dersini, yüzde 29’u (431 bin 610) Kur’an-ı Kerim dersini, yüzde 26’sı da (385 bin) Temel Dini Bilgiler dersini tercih etti.”

 

BAKANLIĞIN DEĞERLER EĞİTİMİ YÖNTEMİ: DİYALEKTİK DEĞİL, ‘DİNİ-KÜLTÜREL NORMLARIN AŞILANMASI’

Bakanlık, “değerler” veya “değerler eğitiminden” önce bunun imkânı ve yöntemi üzerinde yüzleşmelidir. İstencin özgürce kararı nasıl sağlanacak? Burada daha çok “problematik”, soru-tartışma, öyküler, çelişkili modeller, paradoks veya antinomiler yardımcı olacaktır. “Değer bilgisine” veya “değer tartışmasına” sorular sorup düşündürmek, yüzleştirmek bir katkı sunacaktır. Bunun en bilindik yollarından biri diyalektik yöntemdir. Bakanlık ise nübüvvet, şecaat, telkin, genel olarak örtük programlama veya aşılama arayışındadır.

İlahiyatçılara göre “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın resûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek, ramazan orucunu tutmak, (…) akletmek, iman, takva, ibadet, salih amel, ebedî mutluluk gibi değerler (…) Değer problemiyle ilgili konular, İslâm kültüründe, kelâm ve fıkıh usûlü bilginlerince tartışılmıştır. Kelâmda hüsn ve kubh kelimelerinden hareketle tartışılan meselenin özünü, insan eylemlerinin iyi ve kötü olmasının, Allah’la ilişkisinin keyfiyeti teşkil etmektedir. Bu keyfiyet hakkında birbirine zıt iki farklı görüş öne sürülmüştür. Bu iki görüşten biri, insan eylemlerinde akılla bilinmesi mümkün olan iyilik ve kötülük özelliği bulunduğunu; Allah’ın bunu dikkate alarak hitap ettiğini dile getirir. “Allah x eylemini emreder, çünkü x iyidir.” Mutezile ve Maturîdîlerce savunulan bu görüşün özet ifadesidir. Eş’arilerce savunulan diğer görüşe göre, fiillerde Allah’ın hitabını kendine çekecek hiçbir özellik yoktur. “X iyidir, çünkü Allah emretmiştir.” önermesi, bu görüşün özet ifadesidir.” (S. Tuğral, Kur’an’da Değerler Sistemi, 2005:8).

Bu yöntemler, reform taslağında da satır aralarında itiraf ediliyor. “Değerler eğitiminin”  eğitim öğretim yöntemi olarak “telkin” (empoze, aşılama) ve “örtük programlama” öngörülüyor.

 

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Dersi Öğretim Programı “(…) Değerler eğitiminde birçok yaklaşımın yanında en çok kullanılan dört temel yaklaşımdan birisi, değerlerin öğretimini ve arzu edilen davranışlar için tutarlı desteklerin sağlanmasını içeren telkin yoluyla öğretimdir. Bu yaklaşımın temel çıkış noktası, devamlı ve kalıcı değerlerin öğrencilere telkin edilmesi, bir başka ifade ile aşılanmasıdır.

Diğeri ise, (…) değerlerin açıklanmasıdır. (…) Bir başka yaklaşım ise, (…) değer analizidir. Bu yaklaşımla, empoze edilen değerlere, karşı olarak ya da sadece onları açıklayarak, değer konularının analiz edilmesi ve değer kriterleri ile uygun biçimde hüküm verilmesi sağlanır. Son olarak da, ahlâkî ikilemlerin bulunduğu örnekler verilerek öğrencilerin kendi çıkmazlarını çözmelerine yardım etmeyi içeren ahlâkî muhakeme yaklaşımıdır (…)”

Müzik Dersi Öğretim Programı. “(…) Eğitim sisteminin öncelikli hedefinin kültür aktarımını sağlamak olduğu göz önüne alındığında, değerler sisteminin eğitim süreci içerisinde kazandırılması ve yeni nesillere aktarılması kültür devamlılığı açısından da son derece önemlidir.

Eğitim ve öğretim sürecinde millî, manevi ve evrensel değerleri tanıyan, benimseyen ve bunları içselleştirerek davranışa dönüştüren bireyler yetiştirmede öğretim programlarının önemi göz ardı edilemez. Programlarda yer alan millî, manevi, ahlaki ve evrensel değerler, öğrencilere hissettirilerek örtük bir şekilde kazandırılmaya çalışılmalıdır. Bu bağlamda müzik dersi öğretim programında; arkadaşlık, çalışkanlık, duyarlılık, dürüstlük, estetik,eşitlik, hoşgörü, hürriyet, işbirliği, iyilikseverlik, özgürlük, öz kontrol, öz güven, paylaşma, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve vefa gibi değerlere yer verilmiştir.”

Yöntem olarak sofistçe bir “inandırma” esas alınmış gibi gözüküyor, hatta mistiklerin anlayışı bile (Muhiddin Arabi, Geylani vb.) ihmal edilmiş gözüküyor.

Aksiyolojinin (değer bilgisinin) en uygun yollarından biri ise diyalektik olup bakanlık taslaklarda bu yol yöntemlerden doğrudan hiç söz etmiyor.

 

ANTİMODERN ANLAYIŞ

“Millî” (dini)  veya “milliyet” (Türk) dedikten sonra nasıl fizik, biyoloji, sosyoloji, felsefe yapılacak?

Bilginin doğru olanı, amacın doğru olanı, ta baştan yok sayılıyor. Böyle bir anlayış “benim baktığım gibi görüp düşüneceksin” şeklinde yargı ve zihin oluşturma anlamına geliyor. “Böyle düşün, bu normlara bağlı ol” anlayışı, kuşakların önceden tayin edilmiş bir kimliğe uygun şekilde inşa edilmesidir ki, bunun modern bir eğitim yöntemiyle hiç ilgisi yoktur.

Aksi takdirde bir sınıfı, öğretmenin (millî eğitimin) söylediğine uyanlar ve uymayanlar diye ona yüze mi böleceğiz? Normlar kurallar görelidir, kültüreldir, şartlara bağlıdır. “Millî hukuk” olur mu? “Bu Batı hukukudur, bu bize aittir” şeklinde bir anlayış “fıkıh” (şeriat) düzenine geçilmesini birlikte getirir.

“Özgürlük”, “gerçeklik”, “doğruluk” gibi değerler dolayımsız değerlerdir.

 

NEOMUHAFAZAKAR LİBERALİZM VEYA KAPİTALİST ŞERİATÇILIK

Türkiye ve Ortadoğu çok daha ağır bir dincilikle karşı karşıya bulunmakla birlikte yine de dincileşmeyi sadece Müslümanlarla sınırlı tutmak eksik kalır, Batı toplumlarında da “dini canlanmadan” söz ediliyor. Bu “dini canlanma” ta 1871 komününün bastırılmasındaki burjuva kilise ittifakına kadar geri götürülebilir ki 2. Dünya Savaşı sonrası çok daha ağır bir propaganda ve ideolojik yönetim tarzı olarak kullanıldı.

Bu kapitalizm (pazar, piyasa) ile din bloğu bu reform taslağında da karşılığını bulmuş bulunuyor.

MEB, kapitalizmin temel koşulları arasında yer alan “serbest piyasa” ve “rekabetçiliği” temel kabuller arasında sayıyor ve küresel emek piyasasına uygun eleman yetiştirme amaçlarına en baştan kabul ediyor.

Öğretim programlarında kazandırılacak temel beceriler arasında  “Türkiye Yeterlilikler Çerçevesinde” sayılan her bireyin kazanması beklenen 8 anahtar yetkinlik sayılmaktadır ki, bunlar da birer değer oluşturmaktadır:

1) Anadilde iletişim

2) Yabancı dillerde iletişim

3) Matematiksel yetkinlik ve bilim/teknolojide temel yetkinlikler

4) Dijital yetkinlik

5) Öğrenmeyi öğrenme

6) Sosyal ve vatandaşlıkla ilgili yetkinlikler

7) İnisiyatif alma ve girişimcilik

8) Kültürel farkındalık ve ifade.

Bakanlığın velilere yönelik açıklamalarında bu yeterlilikler biraz daha açılmaktadır: 1. Anadil Okuryazarlığı, 2. Beden Eğitimi ve Spor Yeterlilikleri, 3. Bilgi Okuryazarlığı, 4. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Okuryazarlığı, 5. Bilim Okuryazarlığı, 6. İnsan Hakları ve Demokratik Duyarlılık Yeterlilikleri, 7. Matematik Okuryazarlığı, 8. Öğrenme Yeterlilikleri, 9. Öz Farkındalık, 10. Sanat Yeterlilikleri, 11. Temel Hayat Yeterlilikleri (Girişimcilik ve Mesleki Beceriler, İletişim ve Kişiler Arası Beceriler, Karar Verme ve Eleştirel Düşünme, Sorunlarla Başa Çıkma, Kendini İdare ve Kontrol Etme, Yenilikçilik), 12. Yabancı Dil Okuryazarlığı ve Yeterlilikleri, 13. Yurttaşlık Bilgisi ve Bilinci.

Felsefe Dersi Öğretim Programı ile öğrencilere kazandırılması hedeflenen yeterlilik ve beceriler arasında bile “bilişim teknolojilerini kullanma” sayılmaktadır.

 

SÖZÜN ÖZÜ: YAŞASIN ŞERİAT VE KAPİTALİZM

2015-2016’da Diyanetten uzman bulundurularak girişilen 110 ders kitabının gözden geçirilmesi ve en son 13 Ocak 2017 itibariyle askıya çıkarılan müfredat değişikliği reform taslakları toptancı bir anlayışla her dersteki dinle çelişik olabilecek konu ve anlatımların temizlenmesine ve dahası “değerler eğitimi” başlığı altında tüm derslerin Sünni İslâm anlayışı ile uyumlaştırılması ve Sünni dinciliğe dair kavramların her derse eklemlenmesi anlamına geliyor.

AKP’nin bundan sonra eğitimin dincileştirilmesi anlamında yeni bir şey yapmasına ihtiyaç kalmıyor, artık tüm okullar ve tüm müfredat zaten “medreseleştirilmiş” (şeriata uygun hale getirilmiş) bulunuyor.

Müfredat reformunun ilke ve diline bakılırsa, pazar piyasa, kâr, rant, liderlik, girişim, rekâbet İslâm ile zaten çelişmiyor.

Yaşasın İslâm, yaşasın kapitalizm. Müfredatı da siyasal rejimi de İslâmcı kapitalizm veya kapitalist İslâmcılık. Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı, reislik veya başkanlık da İslami padişahlık veya halifeliğe (şeriata) zaten demokratik parlamenter cumhuriyetten daha yakın bulunuyor.

ÖNERİLER

Cinsiyetçi, dinci, mezhepçi, özcü, normatif müfredatlar değil bilimsel, eleştirel, özgürlükçü, demokratik, eşitlikçi, nitelikli bir eğitim ve okulu amaçlayan insan, toplum ve doğayı odağına alan reformlar yapılması gerekiyor.

Bu anlayışla

  • Okul kademe ve türlerinin bilimsel ve pedagojik gelişim ölçütlerine uygun şekilde tümden yeniden yapılandırılması; erken yaşlarda ayrıştırma yerine yükseköğretim çağına kadar olan zorunlu eğitimin okul türlerine ayrıştırmadan sürdürülmesi;
  • Okul kademelerinin çocukların psikomotor, zihni, bilişsel, moral ve sosyal gelişime uygun şekilde, bilimsel başarının görece daha yüksek olduğu ülke örnekleri de dikkate alınarak 3-5 yaş okul öncesi, 6-11 yaş ilkokul, 12-14 yaş ortaokul ve 15-17 yaş lise olmak üzere 3+6+3+3 şeklinde olması;
  • Zorunlu eğitim çağının sonuna kadar (18 yaşına kadar) eğitim öğretimin; bedensel olgunlaşma ve potansiyelin, genel yeteneklerin, dil, bilim, matematik okuryazarlığının, estetik, etik, çevresel, insani ve toplumsal duyarlılıkların öğrenci odaklı olarak geliştirilmesine zengin bir ortam sağlandığı,  her yaşın ve yerel özgüllüklerin de dikkate alındığı bir öğrenme ve gelişim modeli dahilinde genel eğitim-öğretim şeklinde sürdürülmesi;
  • Zorunlu din dersi uygulamasının tümden kaldırılması, 4. sınıftan lise sona kadar 9’u zorunlu 33 din dersinin her kademede seçmeli birer dersle (toplam 3 seçmeli dersle) sınırlandırılması ve bu derslerin tümden yansız ve çoğulcu bir anlayışta verilmesi;
  • Eğer, din dersleri illa da “İslâm” vb. gibi belli bir inanç veya din-mezhep temelli olacaksa din dersi kitapları ve öğretmenlerinin baskı, ayrımcılık ve düşmanlık içermemek üzere aile veya inanç gruplarına bırakılması;
  • Ders kitaplarındaki evrensel ve bilimsel ölçütlerle bağdaşmayan normatif ve özcü ifadelerin ayıklanması, tarih derslerinin insanlık ve uygarlık tarihine dönüştürülmesi, bu tarih anlayışı içinde ülke ve kültüre ait öğelerin ölçülü bir şekilde verilmesi;
  • Sanat, dil ve edebiyat derslerinin farklı yetenekleri ve dil becerilerini dikkate alan eleştirel düşünce ve yaratıcılığı geliştirecek şekilde düzenlenmesi;
  • Okul ve eğitimde çok dilli bir anlayışın benimsenmesi, ağız ve anadillerinin sisteme dâhil edilmesi;
  • Temel fen ve sosyal bilimlerin her yaşın özgüllüğünü dikkate alacak şekilde müfredatlarda yeterli düzeyde yer verilmesi, nitelikli ve etkin olarak işlenmesi;
  • Düşünme ve felsefe derslerinin erken yaşlardan itibaren çocukların düzeyine uygun şekilde (örneğin ilkokulda hayat bilgisi, sosyal bilgiler, yurttaşlık bilgileri, matematik gibi derslerde) aktarılması;
  • Psikoloji, sosyoloji ve mantık derslerinin lise müfredatında zorunlu ders grubuna alınması;
  • Mevcut tüm müfredatın bilgi yanlışlarından, gereksiz tekrarlardan-totolojilerden; otoriter, normatif ve özcü öğelerden ayıklanması; yenilerinin öğrenci odaklı, eleştirel ve yaratıcı düşünceyi destekleyecek şekilde bilimsel, pedagojik ve evrensel ölçütlere uygun şekilde hazırlanması ve çeşitlendirilmesi uygun olacaktır.

En önemli husus ise “değerler eğitimi” altında tüm derslerin dine uyarlanması arayışından bir an önce vazgeçilip bilimsel eleştirel nitelikli okul ve ders anlayışına dönülmesidir. İlla bir değerden söz edilecekse, bunun için din, şeriat veya töre değil “temel insan hak ve özgürlükleri” esas alınmalıdır.

Aksiyolojinin (değer bilimin) tartışma konuları da estetik ve etikten oluşmaktadır, normlardan-törelerden değil.

Buradaki ana hususlar, Eğitim Sen’in müfredat reformları ile ilgili rapor hazırlıklarında şekillenmiş olup Eğitim Sen “DEK-Demokratik Eğitim Kurultayı” kitapları (2004 ve 2014), Eğitim Sen’in düzenlediği “Eğitimde Laiklik Uluslararası Sempozyum” bildiri kitapçığı (2016),  “Eğitim Sen Müfredat Raporu” (3 Şubat 2017) daha geniş bilgi ve değerlendirmeler içermektedir.